
|
Kıs[s]aca Sabahattin Yalkın 11 Mart 1934''te Antakya'da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini
doğduğu kentte, yükseköğrenimi İstanbul Teknik Üniversitesi'nde tamamladı
(1953-1960. Lisanüstü öğrenimi için Macaristan ve Hollanda'da bulundu.
Hidroloji üzerine uzmanlaşarak çeşitli kademelerde devlet memurluğu
ve yöneticilik yaptıktan (Devlet Su İşleri, 1960-1970 ve Elektrik İşleri
Etüd İdaresi, 1970-1993) sonra emekliye ayrıldı. S. Yalkın Ankara'da
yaşıyor. |
| Akdeniz Delisi (1988) |
|
Güney Güneşi (1991) |
| Bütün Yüzlerim Anadolu (1992) |
| Aşkdeniz (1994) |
| Çocuk Deliceleri (1995) |
| Beni Yasaklama (1996) |
| Sabahı Düşünmek (1998) |
| Asi Destanı (2001) |
| Soluğumun Rengi Dünya ile Göz Göze (2004) |
Aşkın Niyetini Anlayamıyorum
1.
Yusyuvarlak bir ay Ayvalık'ın üzerinde
Kimin koyduğu belli değil
Sahipsiz öyle
Göğün niyetini anlayamıyorum
2.
Bir gece vuruyor omzuma
Adını soruyor son kadınımın
Gözleri ince kara
Gecenin niyetini anlayamıyorum
3.
Ve ansızın yere düşüyor vazo
Güller Osmanlı kokuyor
Karanfiller eşkiya
Çiçeğin niyetini anlayamıyorum
4.
Belli belirsiz bir İstanbul
Sonbahar yaprakları arasında
Yapayalnız yürüyor Beşiktaş'a
Kentin niyetini anlayamıyorum
5.
Deli-dolu yaşlarımı arıyorum
Gözüm hangi göze takılsa
Tüm denizi oynuyorum bir zara
Aşkın niyetini anlayamıyoruın
Haçlı
Savaşlarında Bir Ahmet
1.
Ahmet ... sen hiç yaşadın mı adından ayrı
dipsiz bir kuyuya atılan yadataşı nasıl
düş kurar uykusunda gizli gizli
eski bir toprağın öyküsüydü
zamana karışan yaşlı gözleri
ve
dualı su dökmüşlerdi başlarından aşağı
kesilsin diye çocukların korku nöbeti
2.
Kente indiğinde dikelmişti önünde şövalye bıyıkları
testere tekerlekli arabalar geçmişti yaralıların üzerinden
Ahmet ... sen hiç yıkandm mı ölünden ayrı
kınsız bir kılıca bulaşan kan nasıl
büyür sevdalarda dudaklardan karınlara
ve
sevişemeyecek kadar yorgun kadınlar
ağıtlar yakmışlardı kara yazgılarına
3.
Bir masaldan çalınan zehirli yüzük
parmaktan parmağa büyüsünü taşıdıkça
Ahmet ... sen hiç utandın mı göğünden ayrı
İnce mumlu rahibe ilahilerinde nasıl
kanatlanır bunca öç bunca acı
ve
zulüm adına dikilen heykellerde
unutma tanrıların günahını
İstanbul Gamı
DO/Bıçağı Yitik Gölge
Daha
bir çift söz bile etmeden
Fuhuşa boğuyor sokağı sesindeki gece
Adını soruyorum DO olduğunu bilmiyor
Bütün kepenkler yüzüme kapanıyor
Bütün gözlerini kaçırıyor Galata
Ben bile tanımıyorum yalnızlığımı
Herkes bıçağı-yitik bir gölgenin peşinde
RE/Notasız Susuzluk
Dudaklaşmasız
bir kadın karanfilleşiyor
Daha soyunmadan notasız susuzluğuma
Güftesi ıslak bir şarkı oluyor yosma karanlığı
Bomonti'de şehla bakışlı bir odada
Dilim dilime dolaşıyor RE'yim RE'yime
Bunlar yaşanmış kırmızısı oluyor zamanın
Hiçbir kavganın arkasında horozlanmayan sevda
Mİ/Vapur Düşleri
Bekçi
düdüğünde büyüyor korkulu göz karası
Biraz da ağlayarak örtüyor kalça kabasını
Yamalı eteği marsık kokulu Kasımpaşa
Gölgesine siğiyor ayyaş bir sokak lambası
Hiçbir duvar güvenli değil bu saatten sonra
Denize küsen Mİ'li vapur düşlerini kusuyor kıyıya
Ne liman belli ne de Haliç'in göbek-altı
FA/Mevlevi Döngüsü
Zikir
dualarının en ince bellisi
Her seferinde ölü yıkayıcılarına kalıyor
Bir türlü çözülmüyor FA'nın avuç çizgileri
Uzantıları karışıyor Mevlevi döngülerine
Eyüb'ün bütün ölüleri birbirine benziyor
Kader belki de yaşandıkça kader oluyor
Ve ben beyazımı paylaşmıyorum kimseyle
SOL/Kopçasız Küpeler
Gece
yatağa düşen kopçasız küpeleri
Gizli bir el topluyor sabaha göstermeden
Başlıyor amansız gizi yasaklı bedenlerin
Hangi yolun başı hangi yolun sonu oluyor
Ne çok anı bu böyle kendi kendine SOL'uyor
Kumkapılı bir körebede ebeyi öpülerken
Kabuğunu çatlatan kent bana kalıyor
LA/Karacaahmet'in Sarıklı Taşları
Zehir
yeşili bir LA düşüyor Salacak kıyılarına
Akşamı türkülüyor harem utangaçlığı içinde
Bir büyüyor bir küçülüyor perde ardındaki gölge
Gitgide uzaklaşıyor balıkçıların sarhoş kayıkları
Birazdan iner yollara Karacaahmet'in sarıklı taşları
Şimdi ne oluyor bu sevmeler böyle kör-köre
Ağıtlı yeminler birer birer karışıyor geceye
Sİ/Suların Mavi Sesi
Ne
güzel kadınlar yaşadı güzel mi ki
Kimi sevmelik kimi öpmelik iki dirhem bir Sİ
Osmanlıların amber kokulu köşklerinde düşleri
Çengelköy'lü dilberin feracesinden kayan mendil
Hangi makamlarda besteleniyor gizli gizli
Geceli gündüzlü sonsuz bir güneş döngüsünde
Geçip gidiyor İstanbul sularında mavi sesi
Kadıncıl
Bir Romans
l.
Mavisizlikten öldü sütanası
Gökyuvarın
ikinci yaşamında
Tümtümüne çıplaktı belden aşağısı
Ne yıkayan çıktı ölüsünü
Ne de süsleyen
Sonsuz bir alışkanlıktı memebaşı
2.
Fosillerin güneşsiz tozlaşması
Bildik kaçamaklara benzemese de
Fesleğen kokulu bir bakıştı belki
Umut beyazı duvak
Dümbelekli gerdek kırmızısı
Bitmez tükenmez bir gelin
gecenin anısı
3.
Hangi uzay hangi döngü
Gözlerde yanıp sönen kikirik yıldızı
Düşmüş yere paramparça yüreği
Şurda burda
öpüntüleri
Bir daha nerde yaşanır
Buradan bir aşk mı geçti ki
Kuşkonmaz
1.
Merak ediyor
gökyüzüne bakarken
damda üşüyen kedi
ocakbaşında uyuyan kedinin
koltuk altlarını.
2.
Üst üste düşünce bakışları
utanıyor denizanaları
hiç aşklaşmadıklarına
ve yalnızlığı anlıyorlar ilk kez
dünyada.
3.
Merak ediyor yarasalar
mor halkalan dar
memeleri
nasibini bekleyen dudaklar
suçsuz değil mi.
4.
Merak ediyor gece
seni
soyunacak kadar
güzel mi.
5.
Hep açık dursun pencere
ışık alsın saksıdaki menekşe
evin içi güneşlenmeli
ve gündüzleri de sevişmeli
yüzü güzel kadınlar.
7. Kuşkonmaza konsun kuşlar.