
|
Kıs[s]aca Metin Celâl 1961'de Ankara'da doğdu. Yükseköğrenimini ODTÜ Petrol Mühendisliği ve İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda yaptı. İmge, Ayrım, Yeryüzü Konukları, Poetika, Fanatik gibi şiir dergilerinin yayın kurullarında yer aldı. Çevirilerinin yanı sıra Varlık, Sanat Olayı, Yeni Olgu, Oluşum, Broy, Düşün, Öküz, E vb. dergilerde şiir ve yazıları yayımlandı. Şiir antolojileri hazırladı. Şiir kitaplarının yanı sıra iki romanı yayımlandı: Ne Güzel Çocuklardık Biz (2000), Gitmek Zamanı (2003). Halen bir yayınevinde yöneticilik yapıyor. Şiir kitapları |
| Adım Ölüm (1986) |
| Kendi Kendini Tatmin (1989) |
| Konformist (1993) |
| Küçük Hayat Bağları (1999) |
Adım Ölüm
bu şehrin koynunda süzülen benim
çığlığım kırbaçlayan geceyi
tükenmeyen, kırılmayan
neden hep sedef kakmalı bıçaklar
neden derviş ahı gibi bir bordo gül
neden gümbür gümbür süzülüşü dudaktan
evet biliyorum siz de düşkünsünüz maviye
biliyorum bordo gül kanı anımsattı
soldu çiçeği şarkınızın
ama nasıl söylemeli
bu şehrin koynunda süzülen benim
ister kan olur otururum gözlerinize
ister kör kurşun sokaklarda
bu şehrin koynunda süzülen benim
ne kadar gizleseniz de adımı mektuplarda
tüm fotoğraflarda varım
bir ucu kırık biraz mahzun
çünkü bu şehrin koynunda süzülen benim
benim kuyruklarda sizi bekleyen
her an her yerden çıkan
karanlık köşelerde
gecenin içinde
ve her kapının ardında
benim sizi bekleyen
Derin
Deniz Fenerci Balığı
hissediyor
musun bazen saçlarını okşuyorum
avucumda deniz dibi kokun
her gülüşünde gizli bir gamze
sardın ısıttın beni, mevsimlerden haberim yok
öpüyorum
parmakuçlarını, emiyorum ruhunu yakalamak için
tutuyorsun ellerimi bir kuşu incitmekten korkar gibi
içimde çocukça sızlanma arzusu
okşamanı istiyorum başımı gömüp kucağına
denizler
boyu kokunun izini sürüyorum
kaynaşsın istiyorum tenlerimiz
yaşayalım aynı deri, aynı kanla
suyun suyuma karışsın
yok olayım vücudunda yorgun bir siğil gibi
Nefti Yeşil
hakkınızda biriktirdiğim kanılarımla
tutuşsam, yansam diyorum
tükenmezse beden, kalırsa kül
korkuyorum, yüzümü tekrar çiziyorum
bıçak kında huysuz, dokunulmaz keskin
yanına
tıkanıp kaldı tebessüm dudağımda
belleğim yoruldu yinelemekten sözleri
kanım çekildi, nefes nefese kaldım, anlamadınız
uygundu size insanların gizini çözmek
uzundum, bıkkındım, jestlerin ardını göremezdim
kemirilmekten tükenmiş dudağınız
ve ellerinize yapışmış tütün sarısı yeterdi, anlamadım
oysa, uzaklıkları tahmin etseydik aramızdaki
sözlerin alevlenip uçuşacağını
yorumlamak ihtiyacı duymadan kimseyi
sokulup birbirimizin sıcağına, anardık şairi
"olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması"
Otuz Yaş
hep soruyorum
bir insanın kaç hayat hikayesi vardır
ve yalan onları hangisidir
unutup yıllarca sıcak kalan duyguları
nasıldır bir şehri yeniden düşünmek
denizin kızarmasını
işkencede kaybolanları
kazıklı yolları
başka ve aynı olan kimliğimizi
şehir yıkılrken üstümüze
tüm cadedleri ve sokaklarıyla
yutarken alışkınlıklar insanı
ve değişirken sokak adları
kim güvenir büyüye
su falına, vadeli mevduata
tabii ki yalnız kendime inanıyorum
inançların en değişmez olanına
jestler ve bakışlarla oluşan dile
on emrin sonuncusuna
kamuya ilişkin ehliyetim yok
kollarım arkadan bağlı
uydurma aşklar ve mutlu evlilikler
bana yakışır
hayatın sakin sularında beklerken
müdür çocukları nasıl sınıf geçer
budur benim merakım
burnumu karıştırmak
ve doktorculuk oynamak
yanılmadınız, çoktandır yalnızım
Yenildin Hayatın Akışına
bedenin
sana uymuyordu artık
mavi bir çam gibi zoraki taşıyordun onu
büyük kararlar almak istiyordun
çılgına dönmek, kutsamak benliğini ya da aşık olmak
sadece
bir rastlantıydı senin için
düşlerinin bahçesine girmeye aday
bir deri değiştirme töreni tasarlamıştın kendine
yaşadığın hayatı ve tarihini çıkartıp atacaktın onunla
belleklerinizi
birlikte topladınız
tanıdınız sınırlarınızı elele
hüzünle neşenin karıştığı gülüşler denediniz
düşlerinizde yaşattınız birbirinizi, gündüz ve
gece
o
hep kendindeydi, bir uzayıp bir kısalan coğrafyada
göğüs gererek ormana ve ırmağa
taşıp gelen, hayatına ilişen her şeye
sevgi bu diye düşündü; sadece bir yanılsama
herkes
gibi tüm sözlerini eksik ve yanlış anladı
evde çocuk bekler dedin
çoktan silmiş olsa da simamı belleğinden
kıskanır beni kocam
üstelik paylaşamam seni
yüreğim burkulur karını görürsem
haklıydın
sonuna kadar
anlatamazdı sana aşkın hukuku olmadığını
zamanın yoktu durup dinlemeye
verilmiş sözlerin, kıramayacağın arkadaşların vardı
ve ateş üzerinde bir tencere...
yaz
sonuna dek zaman tanımıştın kendine
güzle birlikte bu aşk da bitecekti
ev, iş, aile bekliyordu
daha çok çılgınlık yapamazdın
sabredemedin, başlamadan bitirdin, gittin