Fahri Öz
Fahri
Öz
 
2001-2005 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ

Kıs[s]aca
"Şiir, (diyelim, romandan farklı olarak) yazarının metin içinde kendi olarak kalabildiği, bireyselliğini dayatabildiği, yarattığı sesler arasından kendi sesini öne çıkarabildiği tek yazınsal mecra, Mikhail Bakhtin'e göre. Söylemle kıyasıya bir sürtüşme. Ruhi Bey ve onu anlatan ses(ler) Cansever'den bir başkası olabilir mi? Şiir bir anlamda metinde de olsa var olduğunu tanıtlama girişimidir şair için. Şiir küçük harfli Tanrı'dır içimizdeki. Yazdıklarım hep bir iç sesi çağrıştırıyor. Sesli okunan şiirler yazmak isterdim."

Fahri Öz

1 Temmuz 1969'da Antalya'nın Manavgat ilçesinde doğdu.

AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde lisans ve yükseklisansını tamamladı. Ankara'nın değişik üniversitelerinde okutmanlık yaptı. Şu sıra ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde, "On Dokuzuncu Yüzyıl Kadın Şairler ve Gelenek" konulu doktora tezini tamamlamakla meşgul.

Şiir ve yazılarının yanı sıra çevirilerini yayımladığı dergilerin birkaçı; Metis Çeviri, Çalıntı, Layka, Silgi, Varoş, Virgül...

Kitaplaşan çevirileriyle adını duyurdu: Şiirler (1996, B. Dylan), İçerideki Kedi (1997, W. S Burroughs), Midas'ın Müritleri (1998, J. London), Hayat Kısa, Proust Uzun-Çok Kısa Öyküler Antolojisi (2000, Mustafa Yılmazer ile).

F. Öz, şiirlerini henüz bir kitapta toplamadı.

 

 

 

bozgun

önceydi çok-
beyazlamış bir çocuktu
tanrı
bir meşe koruluğunda
gübreli, kuz, ala gölgeli.
damarlı bir güneş seğirtirdi
yamaçlarda.
ıslak yemiş dalı. ağır yemiş dalı.
eşekarısı, borazanarı, sarıcaarı.
ne gelirse önüne.
ölüm zincirini kutsayan
yeniyetme doğa.
tütün komasından can veren keler!
pavkıran domuz yavrusu
-ah, bilmezdi
kendini aşağılayan korkuluğu,
böğüren tenekeyi,
ortasından yarılmış çanı -
akıttı nereye yakut kanını?
ya karayılanı doğruluğun?
şimdi uzanmaktadır iki büklüm
bir çilek sopasının ucundan.
pavçakallar, tilkiler ve sansarlar,
mitik bozguncular
ki olmayan bir kuzeye giderler
yaşanmayan bir kutuba.

köyün güvenliğidir ve ekinliğin
ve hendese ve kerrat cetveliyle
bağnaz bereketin
ayazda parlayan soğuk namlu.


çalışan adamın aşk şiiri

krizantemler yiyen
         bir yenidoğanım
herşeyi yıkabilirim
         bir buldozerim
saat yedi bile değil
         işe gitmek için çok erken
eskişehir yolunda
         trafik yok denecek kadar az
biyoloji bölüm başkanı
         sevgiyle bakıyor yoldan geçen greydere
şentepe'de daha yeni yıkıyor yüzünü
         okul servisinin şoförü
sekreter kız kombinezonunu giyiyor
         sabırla soğuk pencerenin önünde.

geceden kalma yağmurun
         semavi ışığıyla titriyor bütün tepeler
arabam bir at kadar sabırsız
         böğürüyor motor ve tekerlekler
ıslak, sessiz asfaltta.


kahramansı

1.

rayihalı bir tepeden yuvarlanıyoruz işte
yeşil, unutkan, ölü.

dingin bulutlar geziniyor tarlalarda,
ıslak ayaklı bir satir: haşarı mevsim.

yılanlar ve balık larvaları-
bir çocuk helikopterböceklerini izliyor suda.

(bütün gece bir borazancının izini sürdüm
kanatları rüzgârla yeğin-

dön! dedim, dön!
güneş doğuyordu.)


2.

nasıl da yükseliyor çiçek borucukları!
su sesleri duyuyoruz bir ekinlikte.
avurtları şişkin bir melek raksediyor
bebeklerin semirdiği talaşlı odada.


karaduygu haikusu

sıkıldığında canı
düşünüyor:
"kaynağı benim bu huzursuz nehrin."


tesadüf

akşamcının sevdalısı ağaç, ki dibinde ağlar bütün yokluğunu. hatırla, aile oturmalarının iç buruculuğunu- kaplar ruhunu ve bırakmaz yakanı.

ilaç uçaklarını görmemiştim. yorulmuştum ama mutluydum hergeleler gibi. gizliyordu beni su arkındaki boğucu otlar. yılanla konuşmaya gelmiştim. bilmiyordum dilini, olsun dedi.

unuttum o kumlu sahili
içime bir gece indi.