
|
Kıs[s]aca Aslan Özdemir
7 Temmuz 1973'te Bitlis'te doğdu. Limon, Leman, L-manyak mizah dergilerinde ve aylık kültür-sanat dergisi Öküz’de (sayfa sekreterliği, çizerlik, yazarlık...) çalıştı. Buralarda yazdığı metinlerle, şiirlerle kendini edebiyat dünyasına hazırladı. İki şiir kitabının yanı sıra Zaman Aynası (Anlatı, 1999) adlı kitabı yayımlandı. Halen Kaçak Yayın dergisinin editörlüğünü yapmaktadır. Şiir kitapları |
| Aşk Bitti (1993) |
| Sen Güzelsin Pelikan da Güzel (1996) |
Aşıksa Bir Denizci
1
Atlaslardaki denizleri yırtan bir gemi yapmalı
denizci burnunu pruva edip
ardında bekleyenler için de bir kıyı.
2
Nedensiz denizlere açılırsa kimse
ve yelkensiz ve küreksiz ve küskünse
öfkesini kendine rüzgâr yapmalı mı?
3
Kamarasında
geriye dönüşü olmayanlar için pusula var
muallakta kalmış duygularıysa lombozda asılı.
4
Halatlar kıyıya doğru gergin
alınmayı bekliyor
denizin dibinde çamura gömülü demir
5
şıkların varsa rotasız gemileri
tasarlanmış limanlarda
beklemeyi bilmeli sevgilileri.
6
O da öyle yaptı
rotasız bir gemide âşık
tenine de kıyısız denizler atlası çizdi.
Aynalı
Mezar
Yukarı Anadolu, 2027
-
Veda.
İşte mezartaşım karşımda ayna
Yas vakitleri ölü evinden kopmayan
Şöyle bir baktım da geçmişin yansımasından:
dökülen birkaç damla gözyaşı ardımda,
benim arı ölümümün işareti bakır bir tas.
-
Darıbeka.
Sevdiğim insanların yüzleri gibi mezartaşları.
Ölüler servi olup, aramıza karışır, derdi çocukluğum,
göğe de yakın olurdu ruhları.
Mezar taşlarını aydınlatıyor gözlerimin aydınlığı.
Bedenim yorgun, düşüm zamansız bir yolcu
Uzanıyorum, yastığım mezar taşım,
ayın sıcaklığı üstüme dökülen yorgan.
Ölümüm, uykusu olmayan gecede,
sabah olacak ve bir mezarda uyuyakalacak.
-
Mıntıka.
Çekilip birkaç adım, mezarlıkta duran halime baktım,
kocamış, bitkin bedenimi, uzun serviler içinden seçtim
Öylece duruyordum,
üzerimde gezinen hâle, yumuşamış huyum.
Bir çocuk kabrine
oturdum yağmuru şemsiye yapıp.
Dua olup sızdım toprağına,
hâlâ ipek olan saçlarını okşadım,
sarıldım omuzumda duran başına.
Ben kendi mezarlığında gezinen ruh’um.
-Hatıra.
Çocukluğum, benim işte mezarına dikilen.
Sana yeniden can bahşettiğim şu anda
Yatma sırası senin bitkin bedenim,
ve kalk tabiat tekrar etsin,
ruhun yeniden can olsun
Her yaşımın yattığı bu mezarlıkta
ölüler tekrar hayat bulsun.
-
Aynada.
Yılan gerçeği bilmek istemez ya, kendini gösterip kaçar.
Korkusunu gizler insan da ve ölür onunla
- mezarında yanına alıp harcayamadığı korkusu -
Ah, insanlığın öğrenmesi gereken çok şey var;
karşılıksız da kalsa
sevgiden zarar gelmez, bilgiden de.
Öl bu mezarda, yan bu mezarda
Üryan geldin, bütün arınmışlığınla yat bu mezarda.
Mezarımda ayna,
baksın diye insanlar kendine
baksın da bu mezarda yatanı görsün.
Aynı
Aşkta Hasta
Elmadağ’da
bir kadın öldü
Şairin cesedi cinayeti anlattı.
İstanbul’un başka bir semtinde bulunan
genç şairin intiharlı cesedi üstlendi cinayeti
Derin bir soruşturma başlattı aşk masası şefi
Elmadağ’da
aşktan kadın öldü
Kadının çığlığı geceyi böldü
Şairin cesedi cinayeti gördü
Kasap bıçağından yağmur gibi kan aktı
Ayın parlak yüzü cinayeti gördü
Uzakta
şehir ışıkları gizlenmişti
Dolapdere yolunda köpekler havlıyordu
Gece cinayete ortak göründü
Tenhalıktan gece cinayete kurban gitti
Kasap bıçağından kan geceye yansıdı
Gazetelerin
üçüncü sayfası kan fışkırıyordu
Cinayeti şairin intiharlı cesedi üstlendi
- üstüne almıştı kadının mutsuzluğunu
Yok yok kimseye yaramadı bu ayrılık
Adam küskünlüğünü bir de intiharla süsledi.
Bir
Pencerenin Görebildikleri
I
Camı koruyan demir çubuklar
Geceye ışık tutan sokak lambaları
Yıldızsız gökyüzü
Rüzgârın cama sürtünüşü
Evlerin uyuyan pencereleri
Somurtkan çatılar
Labirent sokaklar
Bir kedinin kaldırımı sessiz geçişi
İki hırsızın
Kediden de sessiz süzülüşü
Uzaktan geçen taksilerin
Acı frenleri
Ve pencerenin göremedikleri
Odanın içi;
Üstünü açık unutuşun.
(EŞYALARIN
HAYATIMIZDAKİ YERİ)
II
Sen uyuyordun,
Saat bunları gördü
Ayağının biri dışarıdaydı,
Etrafı işlemeli ayna bundan utandı
Horlandın,
Gece lambası duydu,
Su içmeye uyandın,
Karanlık gizlendi
Üstünü açık unuttun,
Kendimi yorgan sandım.
(GECENİN
GETİRDİKLERİ!)
III
Çok sessizdir gece
Her şey susar
Koltuklar kapılar kanepe
Evdeki herşey gibi onlar da uyur
Dışarıdaki yağmurun sesidir
Yağmur kalmayacak sabaha
Gece zamanı güne bırakıyor
Zaman bitecek
O komik kafede
Seni ilk ve son görüşümü anacağım
Kaç ömür daha böyle geçecek
Fotoğrafı çekilmiş anlar düşe dönüşecek
Düş bitecek ben öleceğim.
Pelikanım
Hâlâ Güzel misin
Çanakkale’de
gündüzü kaçıranlar otelinde
Sokak lambasına uyandım
Bir süre yanında uzandım
Kımıldamadan duruyordu elim belinde
Diğerine
bakınca
Yarım perdeden sızmış ışığa,
Başını gizliyordu
Benziyordu kıskanç bir aşığa
Çekince
elimi üstlendiği görevden
Yüzünde kalan aydınlığa uyandın
Saati saydın daha vardı sabaha
Bir an odada olmadığımı sandın
Karanlık
koltukta seni izledim
Öfkeyle sağa baktın sonra cama
Senin güzelliğin bir tarafa
Ben hiç pelikan görmedim ki.