Arif Damar
Arif
Damar
 
2001-2005 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ

Kıs[s]aca

“....”

Arif Damar

23 Temmuz 1925'te Çanakkale'nin Karainebeyli köyünde doğdu.

Yenikapı Ortaokulu'ndan sonra İstanbul Erkek Lisesi'ndeki öğrenimini yarım bırakıp çeşitli işlerde çalıştı. Ankara'ya giderek Atatürk Orman Çiftliği'nde memurluk etti (1944-47). Kayseri ve Sivas'ta sürgün alaylarındaki askerliğinin bitiminde İstanbul'a döndü (1950). Uzun süre muhasebecilik yaptıktan sonra Suadiye'de açtığı Yeryüzü Kitabevi'ni işletti.

Arif Barikat adını kullandığı ilk şiirlerini 1940'lı yılların başında Yeni İnsanlık, İnsan, Gün dergilerinde yayımladı. Ant dergisinde yayımladığı şiirlerle adını duyurdu (1945). Bir süre yönetimine de katıldığı Yeryüzü dergisinde yayımlanan (15 Kasım 1951) "Dayanılmaz" adlı şiirinin ardından gizli örgüt üyesi olduğu suçlamasıyla tutuklandı. İki yıl tutuklu kaldı ve delil yetersizliğinden bırakıldı. Birçok kez şiirleri nedeniyle koğuşturmaya uğrayan A. Damar'ın Günden güne (1956) adlı şiiri kitabı toplatıldıysa da (22 Ocak 1957), yargılanma aklanmasıyla sonuçlandı. Türk Solu dergisinde yayımlanan (24 Kasım 1967) "Che İçin" başlıklı şiirinden dolayı açılan davada da aklandı (12 Temmuz 1968). Suadiye'de kendisine ait Yeyüzü Kitabevi'nde "yasak yayın bulundurduğu" gerekçesiyle sıkıyönetimce gözaltına alındı (6 Temmuz 1982), bir süre sonra serbest bırakılıp dava açıldı, üç ay hapse çarptırıldı (16 Eylül 1982). Bozcaada Tutukevi'nde yattı (Nisan 1984). Seslerin Ayak Sesleri (1975) adlı kitabında "Vietnam" başlıklı eski bir şiirin Sakarya gazetesinde yayımlanması üzerine açılan davada sivil mahkeme görevsizlik kararı verdi. (5 Kasım 1983) dosyasının gönderildiği Gölcük Askeri Mahkemesi'ndeki yargılama ise aklanmayla sonuçlandı (8 Mart 1984).

İstanbul Bulutu adlı kitabıyla 1958 Yeditepe Şiir Armağanı'nı (Cemal Süreya ile) aldı. A. Damar'ın Melih Cevdet Anday ile ortak imza attığı Yağmurlu Sokak (2001) adlı bir de romanı var.

Şiir kitapları

Günden Güne (1956)
İstanbul Bulutu (1958)
Kedi Aklı (1959)
Saat Sekizi Geç Vurdu (1962)
Alıcı Kuş (1966)
Sesleri Ayak Sesleri (1975)
Alıcı Kuşu Kardeşliğin (1975, ilk beş kitabının toplu basımı)
Ölüm Yok Ki (1980)
Ay Ayakta Değildi (1984)
Acı Ertelenirken (1985, ilk yedi kitabından seçmeler)
Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988)
Ay Kar Toplamaz Ki (1990, Toplu Tiirler)
Onarırken Kendini (1992)
Eski Yağmurları Dinliyordum (1995, seçmeler)
Kitaplar Kitabı (2000, Toplu Şiirler)
Kırık Makara (Seçmeler, 2004)
Külliyen Red (Toplu Şiirler, 2004)
 

 

Analar

Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz
Nasıl yaz gökleri gibi böyle
Durgun sular iyi çağlar gibi
Kulaklarına neler fısıldıyorsunuz
Ne öğütler veriyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz

Bir çocuk koşuyor ardından çocuklar koşuyor biri daha                                                              koşuyor
Sarı at kuyruğu saçlar kırmızı kurdeleler benekli morlar
Bu etekleri nasıl biçiyorsunuz analar
Bu gömlekleri nasıl dikiyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl giydiyorsunuz

Nasıl büyütüyorsunuz nasıl şaşıyorum şaşıyorum
O eti o sütü nerden buluyorsunuz
Memelerinizi gür tutuyorsunuz
Bir top şıçrıyor ardından bir çocuk bir çocuk daha
Gücümüze güçler katıyorsunuz
Analar utndırıyorsunuz
Çağı utandırıyorsunuz
Çağdaşı utandırıyorsunuz


Gece

Gece seni birdenbire hatırladım.

Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar,
pencereden dışarıya öyle baktım.

Dışarda seni benden ayıran hayat,
dışarda, lodosa çevirmiş hava,
eriyor günlerdir yağan kar.

Bir görülmez düşmanın üzerine yürümek,
ve düşüp ölmek sonra,
    birkaç adım atarak...


Kars 1946

Dirseği fesleğen saksısına dayalı
Elinde yeşil bir soğan
Yemiyor da
Isırıp ısırıp bırakıyordu
Ben sigara içiyordum
Ama durmadan

O beyaz dumanların en uzak ötesinden
Bir bakıyordu bana
Bir de bakmıyordu
Ben her zaman yaptığım gibi
Bir düşü iyiye yordum

Olan oldu
Ayaklandık devrildik sarmaş dolaş
Kapattı üstümüzü fesleğenin kokusu
Seviştik bir kilimde -mor çizgili-
Yağmurlu bir sokakta bir güneş
Dolaşmaktan yoruldu

Nasıl oldu gözüm ilişti
Anlatsam aklınız durur
Şairim
İnanmazsınız ki

Saksı düşmüş
Fesleğenler saçılmış
Yeşil soğan yitip gitmiş elinden
Bir mor zambak
Açıldı açılacak
Geçmiş yerine

Ben de derim Ankara'da Günel'e


SUNU

Biz ki Arif Barikat'tık zaman-ı evailde
Bakındık sadece


Kartacalı Yıkıntı

Geçmiyordu bir kartal gölgesi bile kızgın kayalardan
Yerinde kalsın istiyordum yüze vuruyordu
Paslı demirler o, o ezik saçlar
Batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu
Yüze vuruyordu

Hadi gittim dönüp dönüp ardıma baktıktan gitmek mi bu
Kırık plaklar bir kış gülü yüze vuruyordu

Bir şey katmaz aşka eklesem birleştirsem biliyorum
Kanatlı balıklar eski çerçeveler yüze vuruyordu

İstesem de birini takamam silindim fotoğraflardan
Yaz kumlarında kurumuş yengeç ayakları
Bir martının ölüsü yüze vuruyordu

Yerinde kalsın
Batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu
Yerinde kalsın istiyordu
Yıkıntıma yıkıntıma vuruyordu


Yoksulduk Dünyayı Sevdik

                    Öyle uzak
                    Gitgide
                    Öyle güzelleşti ki
                    O yüzü hiç görmedim
                    Hiç yaşamadı sanki

Tülin'in yüzündeki
Duru gizellik
Nasıl da benzer
Ben kırgın
Küskünken
Evsiz barksız bir anının
Puslu
Kırık
Yerinden düşmüş camındaki

Güneşsiz bir kış akşamındaki
İnce
Solgun
Esmer

Nasıl da benzer
Ben kırgın
Küskünken
Kimselere görünmeden
Dönüp dönüp baktığım

Saksılara
Deniz kabuklarına
Kitap yapraklarına baktığım

Ama zor
Ama kolay
Tavanda bir yarımay

Nasıl da benzer
İnce
Solgun
Esmer

Ben kırgın
Küskünken
Evsiz barksız bir anının
Puslu
Kırık
Yerinden düşmüş camındaki
Güneşsiz bir kış akşamındaki
Tülin'in yüzündeki
Duru güzellik

Ama zor
Ama kolay
Yoksulduk
Dünyayı sevdik

Tavanda bir yarımay