Yayımlanmamış Bir Söyleşi*


Merhaba, İbrahim Baştuğ
Öncelikle şiir kitabınızın yayımlanmış olmasından ötürü sizi tebrik ettiğimi ve başarılarınızın ve "serüven"inizin sürmesini dilediğimi söylemek istiyorum.

Ayrıca şu açıklamayı da yapmak istiyorum. Bir gün bana en çok hangi röportajlarda zorlanırdınız diye bir soru sorarlarsa bunun cevabının ne olacağını şimdiden biliyorum: Şiir. Çünkü bir şiir üzerine ne sorulabilir diye hep düşünürüm. Belki şiir röportajının şairle değil de okuruyla yapılması daha doğru diye de düşünürüm ayrıca. "Yani bu dizede ne anlatmak istediniz değil de, bu dize seni nerelere götürdü?" demek isterim. En iyisi şaire dair konuşmak galiba.


1- Hemen hemen herkesin serbest şiir yazdığı bir dönemde, siz rubai ile ortaya çıktınız. Bu durumda da akla ilk olarak neden rubai sorusu geliyor?

Şiirin "serbest" olabileceğine hiçbir zaman inanmadığımı belirterek başlayayım. En "serbest şiir"ler bile içeriğiyle bakışımlı bir biçime, edaya ve ritme sahiptir. Aruzu tek şiirimde denedim: İlk kitabımdaki "Gazel"de. Heceyi ise hiç kullanmadım. Köz'ün rubaileri de aruzla yazılmış değil. Öte yandan rubainin zamanaşımına en dayanıklı tarz olduğunu düşünüyorum. Olanaklarından yararlanmak istedim. Umarım çağdaş şiirin çok uzağına düşmemişimdir.

2- Rubai neyin şiiridir?

Rubaide hüzün ve coşku, bilgelik ve naiflik, akıl ve metafizik, aşk ve keder bir arada olabilir. İran dilinde doğan rubai, önemli bir matematikçi ve astronom olan Nişaburlu Hayyam'ı (11. yüzyıl sonu-12. yüzyıl başı) getirir akla hemen. Şeriata ve öbür dünyanın varlığına kuşkuyla bakması, dinlerin kesinliğini ciddiye almayışı ama insanın güçsüzlüğünün ve cahilliğinin de farkında oluşu ancak rubai ile örtüşürdü diye düşünüyorum. Bir de Şirazlı Hâfız (14. yüzyıl) var benim çok sevdiğim. Divan'ı yüzyıllarca fal kitabı olarak kullanıldı. Doğunun, sevgi korunu kat kat tülbentler altında gizlemekle yazgılı genç kızları onun Divan'ını rasgele açıp gönül akışlarının yankısını aradı gazellerde. Hâfız, rubainin hercailiğini gazele taşıdı. Hoş, rubai de iki gazel beyitinin birleştirilmesinden doğmuştu zaten! Ve Hâfız'ın fal niyetine okunan gazellerine bakıldığında görülen de olağanüstü coşkulu ve müzikli bir dil, aşk ve şarap motifleri, en olmadık yerde acıyla, özlemle sarsılan bir sevgi… Ve hep o paradoks; yalnızca yaşanan dünyaya inanan Hâfız da fanilik/sonluluk karşısında tarifsiz kederler içinde. Ölümle malül bir yaşama yazgılıyız çünkü. Ve şair istiyor ki dudaklarından sevgi şarabını tadacağı kişi yaşamak kederinin de ayırdında olsun.

3- Şiirlerinizin çoğunun başlığı tek kelimeden oluşuyor. Sanki bir kelimenin çağrışımlarını kovalamışsınız. Zaten kitabınızın adı da ilk olarak ateş parçası yerine, nedense bilemiyorum, söz ve göz'ü çağrıştırıyor...

Başlıklar, dörtlüklere giriş için kapı olsun istedim. Gösterişsiz, hatta çoğunlukla açık duran ve ayırdına varmadan içeri dalıverdiğimiz eski bir Anadolu evi kapısı. Göz'e gelince; o, benim en sürekli izleğim. Demek hâlâ etkisindeyim. Göz aynası olmasa kalpteki köz de bilinmezdi değil mi? Söz ise kaçınılmaz; kovalarken tuzağına düştüğümüzdür o. Yaz(g)ımızın ıtırı baharı!

4- Son olarak Can Yayınları'nın şiir dizisinden yayımlandı kitabınız ve bu dizi Hilmi Yavuz'un editörlüğünü yapmasından ötürü eleştirildi. Siz bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?

Hiç kuşkusuz yayınevlerinin editörlüğü benimsemesi kaliteyi önemli ölçüde etkileyecek. Edebiyatın her alanında yaygınlaşmasını diliyorum. Eleştiri gibi ülkemizde neredeyse boşluğu hiçbir zaman doldurulamamış bir kurum. Kaçınılmaz, her tercih bir sınırlamadır. Hilmi Yavuz da kendi tercihini uygulamak durumunda.

Şimdiden teşekkür ederim, görüşmek üzere.
Buket Aşçı
Not: Eklemek istediğiniz bir şey varsa lütfen yazın.

(*) Buket Aşçı ile Radikal için Mayıs 2000'de yapılan bu söyleşi gazetede yayımlanmadı.

SÖYLEŞİLER

--- "İbrahim Baştuğ'la Kavis Üzerine", Mevsimsiz, Şubat 2004.

--- "İbrahim Baştuğ İle Söyleşi", Kaçak Yayın , Sayı: 7, s. 56-60, Kasım 2003.

--- "12 Eylül'ün Savurduklarına", Tempo, 27 Mart-2 Nisan 2003.

--- Ankete Yanıt, Zin&Har, Mart 2003.

--- "Anlaşılmayan Hiçbir Şey Aşılamaz", Aydınlık, s. 28, 11 Şubat 2001.

--- Son Dönem Türk Şiiri Üzerine Eleştirel Söyleşi, Şiir Odası, Sayı: 12, s. 6-12, Aralık 2000.

--- "Dil Bir İletişim Aracı Olduğu Kadar, İletişim Engelidir de", Virgül, Sayı: 32, s. 62-64, Temmuz 2000.

--- Yayımlanmamış Bir Söyleşi, Mayıs 2000.

--- "Köz'ün Alıp Götüren Sıcaklığı", Nokta, s. 56-57, 14-20 Mayıs 2000.

--- "Postmodern Medyatörlük", Lodos, Sayı: 1, s. 17-19, Şubat-Mart 1998.

--- "Adeta Tapınarak Okuyoruz Anlayarak Değil", Aydınlık, Sayı: 542, s. 28, 7 Aralık 1997.