İstanbul'un

İstanbul'un bütün ebabilleri birden havalanmıştı
dalları sarsarak. Sol göğsümde bir kuş kalabalığı
sağ elimi uzarsam Karadeniz'e dokunacak. Öyle
bir uçurumun kenarında... Birbirine kurulu iki tuzak

 

Ben

Ben sende sevdim ya sarmaş dolaş
iki adamotunu. Yok değil böyle bir sevgi
dünyada vardır. Her attar farkında değilse de
sattığının. Her aşkın yaydığı bir koku vardır

 

Ömür

Ömür andır dönülmez akışında zamanın. Ve çoğu
kez bir anın uzun gölgesinde kalandır. Dinle; kaç bağ
türküsü var tortusunda şarabın! Akıl unutsa da ten
saklar bir yerlerinde, eski dokunuşlardan kalma boşluğu

 

Şarabın

Şarabın hoş anısından başka sığınacak ne var
bu bahçede? Sevgili de senin gibi ölümcül meyvesi
değil mi zamanın? Durma yakut şarabı dök kadehine
Ölüm adlı bahçıvanın gölgesi düşmeden üzerine

 

Ola ki

Ola ki bütün pencerelerin karartılmıştır, kapıların pas içinde
Kof bir ağaç kovuğuna çevirmiştir içini, bir kurt kemire kemire
Hiç çare kalmamıştır yaşama içgüdüsüyle sakladığın bir köşede
Güneşe çıkmayı ihmal etme. Bedenini bir adakmış gibi sunmayı güneşe

   
.