Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Arife Kalender

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cahit Sıtkı Tarancı

Cemal Süreya

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İ. Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kemalettin Kamu

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nâzım Hikmet

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Yahya Kemal

Tevfik Fikret

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Ziya Osman Saba

Yahya Kemal
Yahya Kemal
Beyatlı

Kıs[s]aca
“Paris'te genç iken koyu Baudelaire-perest idim./ Balkon'la, Yolculuk'la, Güzellik'le mest idim.// Sinmişti şiiri ruhuma ulvi kader gibi;/ Absent'e damla damla sızan bir şeker gibi.// Hülyasının yarattığı iklim o başka yer!/ Gür defnelerle çevrili, afyonlu bahçeler...// Her zevki bir haram olan efsunlu cennetin/ Koynunda vardı lezzeti bin türlü nimetin.// Bir gün veda edip o diyarın hayatına,/ Döndüm bütün bütün vatanın kâinatına.// Lakin o bahçelerde geçen devreden beri/ Kalbimde solmamıştır o şiirin çiçekleri." (Büyü Şiir)

2 Aralık 1884'te Üsküp'te doğdu. 1 Kasım 1958'de İstanbul'da öldü.

İlköğrenimini Üsküp'te, Selanik'te başladığı ortaöğrenimini İstanbul Vefa Lisesi'nde tamamladı (1902). Paris'e gitti (1903); siyasal bilgiler eğitimine başladı. Yurda dönünce (1912) Türk Ocağı çevresine katıldı. Darülfünun'un öğretim kadrosuna atandı (1915). Kurtuluş Savaşı'nın bitimine doğru Ankara'ya geçerek Hakimiyet-i Milliye gazetesine başyazar oldu. Milletvekili oldu, elçilik yaptı.
Şiir yazmaya lise yıllarında başladı. İlk şiirleri Malumat ve İrtikas dergilerinde çıktı. Baudelaire, Verlaine, Mallarmé gibi Fransız şairlerinden etkilenmekle birlikte geleneksel ölçü birimi aruzu kullandı. Yalnızca "Ok" adlı şiirini heceyle yazdı. Şiirleri Cumhuriyet dönemimde de birçok dergide yayımlandı. Şiirleri o öldükten sonra kitaplaştı. Ayrıca anı ve düşünce yazıları da ölümünden sonra çeşitli kitaplarda toplandı:
Eğil Dağlar (1966); Siyasi Hikâyeler (1968); Siyasi ve Edebi Portreler (1968); Edebiyata Dair (1971); Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973); Tarih Müsahabeleri (1975); Mektuplar Makaleler (1977).

Şiir kitapları

Kendi Gök Kubbemiz (1961); Eski Şiirin Rüzgârıyle (1962); Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963); Aziz İstanbul (1964); Bitmemiş Şiirler (1976).

 

Bir Başka Tepeden

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.


Hayal Şehir

Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir'den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;
O ilah isteyip eğlence hayalhanesine,
Çevirir camları birden peri kâşânesine.
Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.
Mest olup içtiği altın şarabın zevkinden,
Elde bir kırmızı kâseyle ufuktan çekilen,
Nice yüz bin senedir şarkın ışık mimarı
Böyle mamur eder ettikçe hayal Üsküdar'ı.
O ilahın bütün ilhamı fakat anidir;
Bu ateşten yaratılmış yapılar fanidir;
Kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı.

Az sürer gerçi fakir Üsküdar'ın saltanatı;
Esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına;
Serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına,
Ezeli mağfiretin böyle bir ikliminde
Altının göz boyamaz kalpı kadar halisi de.
Halkının hilkati her semtini bir cennet eden
Karşı sahilde, karanlıkta kalan her tepeden,
Gece, birçok fıkara evlerinin lambaları
En sahih aynadan aksettiriyor Üsküdar'ı.


Rubai

Çepçevre bahar içinde bir yer gördük
Ferhad ile Şirin'i beraber gördük
Baktık geceden fecre kadar ellerde
Yıldızlara yükselen kadehler gördük


Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.


Yol Düşüncesi

Bu defa farkına vardım ki ihtiyarlamışım.
Hayatı bir camın ardında gösteren tılsım
Bozulmuş anlıyorum, çıktığım seyahatte.
Cihan ve ben değiliz artık eski halette.
Mısır ve Suriye, pek genç iken hayalimdi;
O ülkelerde gezerken kayıtsızım şimdi.
Bu gözlerim, medeniyetlerin bıraktığını,
Beş on yıl önce, görür müydü böyle taş yığını?
Bugünse yeryüzü hep madde, her ufuk maddi.
Demek ki âlemin artık göründü serhaddi.

Ne Akdeniz'de şafaklar, ne çölde akşamlar,
Ne görmek istediğim Nil, ne köhne Ehramlar,
Ne Baelbek'te latin devrinin harabeleri,
Ne Biblos'un Adonis'ten kalan sihirli yeri,
Ne portakalları sarkan bu ihtişamlı diyar,
Ne gül, ne lale, ne zambak, ne muz, ne hurma ve nar.
Ne Şam semasını "yâlel"le dolduran şarkı,
Ne Zahle'nin üzümünden çekilmiş eski rakı,
Felekten özlediğim zevki verdiler, heyhat!
Bu hali, yaşta değil başta farzeden bir zat
Diyordu: "İnsana çarmıhta haz verir iman!"
Dedim ki: "Hazreti İsa da genç imiş o zaman."

Eğer mezarda, şafak sökmiyen o zindanda,
Ceset çürür ve tahayyül kalırsa insanda,
-Cihan vatandan ibarettir, itikadımca-
Budur ölümde benim çerçevem, muradımca:
Vatan şehirleri karşımda, her saat, bir bir,
Fetihler ufku Tekirdağ ve sevdiğim İzmir,
Şerefli kubbeler iklimi, Marmara'yla Boğaz,
Üzerlerinde bulutsuz ve bitmiyen bir yaz,
Bütün eserlerimiz, halkımız ve askerlerimiz,
Birer birer görünen anlı şanlı cedlerimiz,
İçimde dalgalı tekbiri en güzel dinin,
Zaman zaman da nevakârı doğsun Itri'nin.
Ölüm yabancı bir âlemde bir geceyse bile,
Tahayyülümde vatan kalsın eski haliyle.