Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Arife Kalender

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cahit Sıtkı Tarancı

Cemal Süreya

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İ. Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kemalettin Kamu

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nâzım Hikmet

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Yahya Kemal

Tevfik Fikret

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Ziya Osman Saba

Sabahattin Yalkın
Sabahattin
Yalkın

Kıs[s]aca
"Şiirimizin köşe başlarını, bu köşe başlarını tutanları, Divan Edebiyatı olsun, Halk Edebiyatı olsun, Cumhuriyet Dönemi olsun ince eleyip sık dokumakta, iyice gözden geçirmekte pek çok yarar vardır kanısındayım. Birçok meslek orta kültürle yürütülebilir. Şairliğin orta kültürle yürütüleceğini sanmıyorum. Onların belli konularda, belirgin bir görüş içinde dünyaya bakış açılarının olması gerektiğini söylemek zorundayım."


11 Mart 1934''te Antakya'da doğdu.

İlk ve ortaöğrenimini doğduğu kentte, yükseköğrenimi İstanbul Teknik Üniversitesi'nde tamamladı (1953-1960. Lisanüstü öğrenimi için Macaristan ve Hollanda'da bulundu. Hidroloji üzerine uzmanlaşarak çeşitli kademelerde devlet memurluğu ve yöneticilik yaptıktan (Devlet Su İşleri, 1960-1970 ve Elektrik İşleri Etüd İdaresi, 1970-1993) sonra emekliye ayrıldı. S. Yalkın Ankara'da yaşıyor.
İlk şiirlerinde Sabahattin Topaloğlu adını kullandı. Yerel gazetelerde yayımlanan ilk şiirlerinden sonra Yelken, Yeditepe, Türk Dili, Dost, İmece, Varoş dergilerinde şiir yayımladı. 1970-1985 yılları arasında hiç şiir yayımlamamasına karşın 1988'den sonra peşi peşine sekiz şiir kitabıyla hızlı bir dönüş yaşadı.
Çocuk Deliceleri adlı kitabıyla 1994 Çankaya Belediyesi ve Damar Dergisi Çocuk Şiirleri Dalı Birincilik Ödülü'nü, "Beyaz Kan" adlu dosyasıyla 1994 Sabri Altınel Üçüncülük Ödülü'nü aldı.

Şiir kitapları

Akdeniz Delisi (1988); Güney Güneşi (1991); Bütün Yüzlerim Anadolu (1992); Aşkdeniz (1994); Çocuk Deliceleri (1995); Beni Yasaklama (1996); Sabahı Düşünmek (1998); Asi Destanı (2001); Soluğumun Rengi Dünya ile Göz Göze (2004)

 

Aşkın Niyetini Anlayamıyorum

1. Yusyuvarlak bir ay Ayvalık'ın üzerinde
    Kimin koyduğu belli değil
    Sahipsiz öyle

    Göğün niyetini anlayamıyorum

2. Bir gece vuruyor omzuma
    Adını soruyor son kadınımın
    Gözleri ince kara

    Gecenin niyetini anlayamıyorum

3. Ve ansızın yere düşüyor vazo
    Güller Osmanlı kokuyor
    Karanfiller eşkiya

    Çiçeğin niyetini anlayamıyorum

4. Belli belirsiz bir İstanbul
    Sonbahar yaprakları arasında
    Yapayalnız yürüyor Beşiktaş'a

    Kentin niyetini anlayamıyorum

5. Deli-dolu yaşlarımı arıyorum
    Gözüm hangi göze takılsa
    Tüm denizi oynuyorum bir zara

    Aşkın niyetini anlayamıyoruın


Haçlı Savaşlarında Bir Ahmet

1. Ahmet ... sen hiç yaşadın mı adından ayrı
    dipsiz bir kuyuya atılan yadataşı nasıl
    düş kurar uykusunda gizli gizli
    eski bir toprağın öyküsüydü
    zamana karışan yaşlı gözleri

    ve dualı su dökmüşlerdi başlarından aşağı
    kesilsin diye çocukların korku nöbeti

2. Kente indiğinde dikelmişti önünde şövalye bıyıkları
    testere tekerlekli arabalar geçmişti yaralıların üzerinden
    Ahmet ... sen hiç yıkandm mı ölünden ayrı
    kınsız bir kılıca bulaşan kan nasıl
    büyür sevdalarda dudaklardan karınlara

    ve sevişemeyecek kadar yorgun kadınlar
    ağıtlar yakmışlardı kara yazgılarına

3. Bir masaldan çalınan zehirli yüzük
    parmaktan parmağa büyüsünü taşıdıkça
    Ahmet ... sen hiç utandın mı göğünden ayrı
    İnce mumlu rahibe ilahilerinde nasıl
    kanatlanır bunca öç bunca acı

    ve zulüm adına dikilen heykellerde
    unutma tanrıların günahını

İstanbul Gamı

DO/Bıçağı Yitik Gölge

    Daha bir çift söz bile etmeden
    Fuhuşa boğuyor sokağı sesindeki gece
    Adını soruyorum DO olduğunu bilmiyor
    Bütün kepenkler yüzüme kapanıyor
    Bütün gözlerini kaçırıyor Galata
    Ben bile tanımıyorum yalnızlığımı
    Herkes bıçağı-yitik bir gölgenin peşinde

RE/Notasız Susuzluk

    Dudaklaşmasız bir kadın karanfilleşiyor
    Daha soyunmadan notasız susuzluğuma
    Güftesi ıslak bir şarkı oluyor yosma karanlığı
    Bomonti'de şehla bakışlı bir odada
    Dilim dilime dolaşıyor RE'yim RE'yime
    Bunlar yaşanmış kırmızısı oluyor zamanın
    Hiçbir kavganın arkasında horozlanmayan sevda

Mİ/Vapur Düşleri

    Bekçi düdüğünde büyüyor korkulu göz karası
    Biraz da ağlayarak örtüyor kalça kabasını
    Yamalı eteği marsık kokulu Kasımpaşa
    Gölgesine siğiyor ayyaş bir sokak lambası
    Hiçbir duvar güvenli değil bu saatten sonra
    Denize küsen Mİ'li vapur düşlerini kusuyor kıyıya
    Ne liman belli ne de Haliç'in göbek-altı

FA/Mevlevi Döngüsü

    Zikir dualarının en ince bellisi
    Her seferinde ölü yıkayıcılarına kalıyor
    Bir türlü çözülmüyor FA'nın avuç çizgileri
    Uzantıları karışıyor Mevlevi döngülerine
    Eyüb'ün bütün ölüleri birbirine benziyor
    Kader belki de yaşandıkça kader oluyor
    Ve ben beyazımı paylaşmıyorum kimseyle

SOL/Kopçasız Küpeler

    Gece yatağa düşen kopçasız küpeleri
    Gizli bir el topluyor sabaha göstermeden
    Başlıyor amansız gizi yasaklı bedenlerin
    Hangi yolun başı hangi yolun sonu oluyor
    Ne çok anı bu böyle kendi kendine SOL'uyor
    Kumkapılı bir körebede ebeyi öpülerken
    Kabuğunu çatlatan kent bana kalıyor

LA/Karacaahmet'in Sarıklı Taşları

    Zehir yeşili bir LA düşüyor Salacak kıyılarına
    Akşamı türkülüyor harem utangaçlığı içinde
    Bir büyüyor bir küçülüyor perde ardındaki gölge
    Gitgide uzaklaşıyor balıkçıların sarhoş kayıkları
    Birazdan iner yollara Karacaahmet'in sarıklı taşları
    Şimdi ne oluyor bu sevmeler böyle kör-köre
    Ağıtlı yeminler birer birer karışıyor geceye

Sİ/Suların Mavi Sesi

    Ne güzel kadınlar yaşadı güzel mi ki
    Kimi sevmelik kimi öpmelik iki dirhem bir Sİ
    Osmanlıların amber kokulu köşklerinde düşleri
    Çengelköy'lü dilberin feracesinden kayan mendil
    Hangi makamlarda besteleniyor gizli gizli
    Geceli gündüzlü sonsuz bir güneş döngüsünde
    Geçip gidiyor İstanbul sularında mavi sesi


Kadıncıl Bir Romans

l. Mavisizlikten öldü sütanası
   Gökyuvarın
                  ikinci yaşamında
   Tümtümüne çıplaktı belden aşağısı
   Ne yıkayan çıktı ölüsünü
   Ne de süsleyen
   Sonsuz bir alışkanlıktı memebaşı

2. Fosillerin güneşsiz tozlaşması
   Bildik kaçamaklara benzemese de
   Fesleğen kokulu bir bakıştı belki
   Umut beyazı duvak
   Dümbelekli gerdek kırmızısı
   Bitmez tükenmez bir gelin
                  gecenin anısı

3. Hangi uzay hangi döngü
   Gözlerde yanıp sönen kikirik yıldızı
   Düşmüş yere paramparça yüreği
   Şurda burda
                  öpüntüleri
   Bir daha nerde yaşanır
   Buradan bir aşk mı geçti ki


Kuşkonmaz

1. Merak ediyor
    gökyüzüne bakarken
    damda üşüyen kedi
    ocakbaşında uyuyan kedinin
                         koltuk altlarını.

2. Üst üste düşünce bakışları
    utanıyor denizanaları
    hiç aşklaşmadıklarına
    ve yalnızlığı anlıyorlar ilk kez
                         dünyada.

3. Merak ediyor yarasalar
    mor halkalan dar
                         memeleri
    nasibini bekleyen dudaklar
    suçsuz değil mi.

4. Merak ediyor gece
    seni
          soyunacak kadar güzel mi.

5. Hep açık dursun pencere
    ışık alsın saksıdaki menekşe
    evin içi güneşlenmeli
    ve gündüzleri de sevişmeli
                         yüzü güzel kadınlar.

7. Kuşkonmaza konsun kuşlar.