Kıs[s]aca
İlkgençlik
yıllarını yaşadığı İzmir'de, Namık Kemal Lisesi'ni bitirdikten sonra,
Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji Bölümü'ne yazıldı, fakat devam etmedi.
Aynı zamanda TEK'te topograf olarak çalıştı. Şiir kitapları |
||
| Bir Elma Büyüklüğünde Sakallarım (1960); Kuracağız Herşeyi Yeniden (1969); Irgatoğlu Atçalı Kel Mehmet (1970); Kırlangıçlar Kırlangıçlar (1978); İşte Hayat! İşte Ölüm ve Tarih! (1982); Stockholm'de Mavi Saatler (1987); Dünya Çarpıyor Yüzüme (1988, Toplu Şiirler); Allah ve Tango (1990); Mozart ve Akdeniz (1992); Bir Irmakla Düello Ediyorum (1995); Bir Dünyalının Notları (1997); Kentlerin Senfonisi (2000); ... Van Gölü Savunması (2001); Nehir (Şiirler 60-02, 2002) | ||
|
Allah ve Tango I. Işıklı
bir sürgünüm ben Saçlarımı
boz! Arala beni aşka Beyaz
güvercinlerle değiştir 80'lik
moruklar çetesi Çin'de Kırık
ayna parçacıkları gibi Yeryüzünde
güneşi ilk gören Bu
şarapla yıkıyorum sözcüklerimi Nehirler
ve Tarih beni çözüyorsa Ay'da
marul yetiştiren Çam
kokuları göndereceğim Dünya'ya KIRIK
BİR ÜÇGENDİR HER SÜRGÜN II. Işıklı
bir sürgünüm ben Yüreğimi
asmışlar Kim
ısıtabilir? Cemselerle çiğnenen Sarı
bir arazi yanıyor içimde Astor
Piazzola bir tek tango'yla Astor
ve ben kuşatmaktayız zamanı Şiir
belki bir korsandır... Kalçaların
bir kanarya sevgilim Kanaryalar
fişkırıyor Sessizliğe
tırmanan bir saksafon avlıyor bizi IŞIKLI
BİR SÜRGÜNÜM BEN, KIRIK BİR ÜÇGEN
Defterime
bir ağustos çiziyorum İstanbul'dan
tramvaya binsem Bir
uçurtma anılarımız Alnımda
yaktığım arazi Ve
böylece sokuluyor tabutum Bir
elma büyüklüğündeki sakallarım
Şiirle
dolu olmak aşkla dolu olmaktır. Gökyüzüne
dayalı bir merdivendeyiz Kırmızı
gelincik tarlalarını kim sevmez. Hepiniz
bilirsiniz, Güneş'ten uçurtma olmaz. Bu
bir şiirdir.
Seni
öpüyorum sevgili dünyamız Dudaklarımda
ıslak bir tango Turuncu
saatlerle kuşatılmış Bu
kuzey kentlerinde hüzün Ey
sürgünler, esrik düşlerin oğulları kızları Duman
duman üstüne oturmuş Kucak
dolusu öpücük sunuyorum sana
Bir
kente, bir insana nasıl başlanır, Yeşil
bir su akıyor gecenin içinden. Bir
güvercin kadar hafıf kelimelerle konuşalım isterseniz, Anlatacaklarım
hepinizi ilgilendiriyor; Hızla
akıyor yaşamım güneşe doğru. Bir
bakışta tanırsınız onları; Bir
davulun derisi kadar gergin yaşamımız. Ve
Saat kaç olursa olsun. Umut vardır. Kanal
boyunca yürüyorum Amsterdam'da. Küçük
bir çocuğun oyuncak torbasına doldurulmuş evler. - Peki ama, yıldızların nerede Amsterdam? Bir
ton yıldızla geleceğim sana gene, Tanıdık
bir yüz elimi sıkıyor; Ah!
Lâcivert bir yağmur yağıyor Paris'e. Mavi
bir mektup yazmak istiyorum memleketime. - Bir kadeh de rakım. |
2001-2009 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ