|
Acılardan
Bir Abla
gökyüzü
ablam olur bulutlu
saçlarını papatyalarla süsleyen
suskun mektuplar alan
hırkalar ören çay demleyen
bir
korkuluktur çocukluğum
durur aşkların yanmış bahçesinde
içinde hep korkuların durduğu
elimden
tutup
sinemalara gider ablam pazarları
kimi askerlerle bakışlarının çarpıştığı
buzlu
camdan kış sabahları
dışarıda yalnız evine dönen
meyhane adamları
bulamam evimin yolunu
pencerede ablam olur
beraber
büyümek sonudur
zamanı birlikte geçen çocukların
babamdan gizli sigara içip
avucunda söndüren gül rengi
acılardan
bir ablam olur
Çiçek
Borsası
beni
düşünürsen çiçek olursun kimbilir ne
ellerime bir bir yapraklarını döktüğün
yalın ayak yıldız çıplak yaz balkonları
hayal okulunun sessiz günleri kabı yırtık bir cilt
86-87 yıllığında, kimbilir neydi adı
bir cilt ki sivilceli azıcık kuru
“ossaat şiiri bırakıyorsun sen” denilen çocuk
adı neydi unutuyorum işte o dün akşam şiire başladı
86-87
mezunlarından orta dereceyle diyelim ki
adı Fikret Şişli’de Hanımefendi sokakta pencere önleri
annesi çamaşıra gider gelirdi Kınalıada’ya
-sabahları ada vapurunda bir yorgun Sincan’lı-
parasını alır kaçardı ah deli oğlu yatılı bir hüzün
kocaman güz sarısı, sarı demek yıllar demek
süreya sinemasındaki bütün filmler cumartesi
bütün derslere bir kelebek gibi pencereden girmek
değerinden
eksiğine bozdurulmuş söz altınları
anne bilezikleri ilk kitabın basımı için köstekli saat
eve varan yokuşu eylül serininde yürümek
yoğurt ekmek ahşap bir deniz kokusu gözlerinde
diyelim fikret bir kızı çok sevmiş olsun kız da onu
bir de geçim derdi, bir de halâ rüzgara karışan
ince kırmızı iplikleri bir sarhoş atkısının ah Fikret
“atın bunu sobada iyi yanar” dedikleri kitabın
arasında bahardan bir erik dalıyla şimdi bende
bir
de hala raflarda şair resimleri, yorgun bir yüz
belli olmasın diye uğraşılan kötü bir boyun tiki,
şarkılarda gri hoparlör şarkılarda belediye parkları
tahviller senetler dövizler kuşatırken dört yandan camları
camlarımda inadına aşklarda inadına bir kitap çok eski
seni
düşünürken inadına bir çiçek borsası …
İncindi
Leyla
postacılar
suçsuzdur kıvrılan sokaklarda
bütün suç mektuplarda
mektupların yazıldığı duvar kağıtları odalarda
üzgündür açılan çekmeceler kapanan kapılara
aşk
gibidir bir kelebeğin sözleri
ipekten ve beyaz suçsuz balkonlarda
yatmadan önce toplanıp paylaşılan yıldızlar
yüzüm siyah beyaz gece fotoğrafları
aşk gibidir çizik bir pikabın takıldığı yer
satırlar yazdıkça kıyıdan uzaklaşan gemi
yalnızdır
bazı korolarda hatırlamadığı yerde
ağız oynatanlar papyon fondan çikolata
sepya müzik öğretmenleri…
kulağı çekilmiş çocuklar suçsuzdur
bütün suç karışık okul şarkılarında
renkli
ampüller gibidir tellere serili
kimi yazlara sararmış telgraflar çekilir
biraz uzun favorili cazbantlar
kiralık salon kuru pasta ılık limonata
anılarda kalmış bir kan kardeş alamanyadan
kısık olur öksüz damatların sesleri
ne
mecnun ne de leyla suçludur bir aşkta
bütün suç kokularda kokular rüzgarda
olur
şey değil bahar vakti içimde bir sızı
kaç yaz geçti kaç salıncak bomboş dallarda
lokantalarda solgun sokaklarda terli bir adam
üzüldüm hep bir masanın bile ayağı kırıksa
olur şey değil ama oldu bütün yüzler eski yazı
içimde bir kitabın ilk basımı
çöl
de kırgın deniz de yağmur da
çok özledi mecnun incindi leyla…
|