Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İbrahim Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Metin Cengiz
Metin
Cengiz

Kıs[s]aca
"Aslonanın, şiirin istediği, gerçekleşmek için gerektirdiği alan olduğunu vurgulayalım. Peki bu biçimlerin hepsi keşfedilmiş mi? Şöyle diyelim. Şiir sonsuzdur. Zaman gibi. Zaman nasıl değişiyorsa, şiir de değişecektir. Kendine yeni anlam, yaşam alanları bulacaktır. Bir geçiş süreci yaşayan bizlerin çağrışım gibi gezinmemizi bu bağlamda kaçınılmaz görelim. Devrim mi? Yeni bir anlatım olanağı mı? Gerektirdiği anda, bunun şiire olan inanç olarak alınmasını istemiyorum, şiir bunu bulacaktır. Yeni bir sınır."


3 Mayıs 1953'te Kars'ın Göle ilçesinde doğdu.

Erzurum Atatürk Üniversitesi T. B. Ve Yabancı Diller Yüksekokulu (1977) ile Marmara Üniversitesi Fransızca Bölümünü bitirdi (1987). Bu süre içinde liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı.
12 Eylül döneminde TCK'nin 14. Madde'sinden 2 yıl hapis yattı. Daha sonra bir süre Fransızca öğretmenliğini sürdürdü. Değişik gazete ve yayınevlerinde redaktör ve editörlük görevinde bulundu. Ara verdiği öğretmenliğe yeniden başlayan (1999) ve halen sürdüren M. Cengiz, çevirmenlik de yapıyor.
İlk şiirleri Broy, Yazko Edebiyat, Varlık, Adam Sanat, Hürriyet Gösteri ve Parantez dergilerinde çıktı. Şiir üzerine yazdığı yazılarla da dikkat çekti. Şarkılar Kitabı ile 1996 Behçet Necatigil Şiir Ödülü'nü aldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde çıkan yazılardan bazıları Şiirin Gücü adıyla kitaplaştırıldı (1995).
M. Cengiz, ayrıca birçok şairden yaptığı çevirileri (Pablo Neruda, Eugéne Guillevic, Jacques Prévert, Max Jacob, Jules Laforgue, Aimé Cesaire) kitaplaştı. Baudelaire'den Günümüze Modern Fransız Şiiri Antolojisi'ni çevirdi ve hazırladı.

Şiir kitapları

Bir Tufan Sonrası (1988); Büyük Sevişme (1989); Zehirinde Açan Zambak (1991); İpek'A (1993); Şarkılar Kitabı (1995); Gençlik Çağı (1998)

 

Aşk Tükeniyor

Baharın en geniş çağına yaslanıyorum
Gölgesi büyüyor sessiz çığlıkların
Anılarım üstüme devriliyor
Sular kuruyor, kendimi bile anlıyamıyorum
Sözcüklerse kırılıyor dokunsam

Bu ağaç denize doğru ölü bir kuş
Bir sıkıntı imgesi çoğaltıyor boyuna
Taş çatlıyor, buz eriyor, toprak göçüyor
Gök yanıltıyor yol izlerini
Aşk tükeniyor, aşk tükeniyor, aşk tükeniyor
Aşk tükeniyor, o kanımızda açan çiçek
Aşk sahiden tükeniyor, usanıyorum
Sabotajlar yazıyorum suyun belleğine
Suyun o sonsuz belleğine

Yollar yıldız dolu, incilenen kum
Martıları unutmayın, sesteki sesi
Çünkü köpükten bir gülü
Yaratma isteği benimkisi


Gençlik Çağı

                       non nova, sed nove

bir zaman gelecek anılmayacak yol eri
kitaplarda yazılı büyük sır yayılacak
sokaklarda, çalgıcı tınlatacak kadehini
selamlar toplayacak şiirden şair, aynaya
tertemiz yüreklerdeki gür görüntü düşecek
yepyeni fırtınalarla yeniden lavlayacak
kanını, bu gençlik çağı olacak şairin

o gün sabah rüzgârı dolarken şehirlere
çocuklar çalgılar çalacak notasız, dağınık
saçlı bu arya, armağan olacak tanrıya
ben, gençlik çağımdaki şair, bir sigara
yakacağım, bütün kavimler kendini göçecek
son kez bahar olacak, dostlar bahçesinde
ilk ışıkları yanacak varlık simyasının
bu imgenin de mahşer anlamı, çocukların
atlaması olacak şarkılardan uçurtmalara

ben, gençlik çağımdaki şair, toprağa
kupamdaki şarabı serpeceğim, göğün
ve şiirin bereketini sunmak için halklara


sonbaharda tek renk sara

sonbaharda tek renk sara
çoluk çocuk masal söyler karanlıklara
sonbaharda tek renk sara.

hürlük içre şiir alınlığıdır: sara
yıkımlar görmüş bir şairi sayıklatır;
Orta Doğu ki şubata yaslanmış uçurtma uçurur
hürlük içre şiir alınlığıdır sara

çocuklar hep mızıka çalar: re-mi-l…
ölüm kanatsız diyedir göğüslerinde
çocuklar hep mızıka çalar re- mi- l.

ey falların solgun ve öksürüklü sokaklarda açıldığı
hayatın dil lekesi gibi durduğu perde perde;
patlamaya hazır bir yanardağı andırıyor
şimdi sonbahar bir renk yangını imgemde.


Taze; Usul Bir Şarkı

Her günkü gibi parladı gün
Yıllanmış ışıklarını sundu toprağın derinliğine
Gözlerine aktı gökyüzüyle bir adamın, sarhoş oldu adam
Serçeler, fırtınalar kopardı içinde
Binlercesi düştü dalından, havalandı binlercesi
Bir uğultu kapladı ortalığı, geldi dayandı bir geçide
Çıkamadılar, vadinin kayaları öyle kenetliydi birbirine

Sonra, kanatarak bir serçe kanatlarını
Yarasından izler bırakarak kayalarda
         çıkıverdi geçitten
Geniş bir kavis çizdi, şöyle havada
Derken, sökün etti serçeler
Başladılar taze, usul bir şarkıyı şakımaya


türküsü bitti

türküsü bitti ardıç kuşunun
mermere oyulmuş o resim soldu. artık
kızıl ağaçlar öpüp duru aynı rengi,
aynı kokuyu yayar eriyen kanatlar.

şimdi yine sokaklardasın… uysal, uyumlu
bir kedi gibi adımlarsın kaldırımları,
günlerin kutular gibi rüzgârda, kağıt mendil:
iğnenden iplik bile geçmez, aynan yansıtmaz yüzünü
derinde yılan yarası sanki bir ağaç gibi işler.

uyur
uyanır su… sözlerin gömlek gibi eskir.
nereye dönsen orda bir hayalet bekleşir.
sahtiyan bir uykuda olur en aykırı karanfil
ve gecenin o yorgun gözleri
soğukta kalmış köpek gibi titreşir.

işte böyle sevgilim, bu şiir burda kendini noktalar
ama yağar daha üstümüze o bunaltan kar.

2001-2009 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ