Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Arife Kalender

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cahit Sıtkı Tarancı

Cemal Süreya

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İ. Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kemalettin Kamu

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nâzım Hikmet

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Yahya Kemal

Tevfik Fikret

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Ziya Osman Saba

Kemalettin Kamu
Kemalettin
Kamu

Kıs[s]aca
“Dün' denilen ak saçlıyı tanımam,/ Çocuğuyum 'yarın'ın./ Bir dakika düşünmedim/ Gönlümden başka imam/ Çimen, çiçek, kelebek/ Hepsi başkalarının./ Bana derler ana vatan şairi!" (Ana Vatan Şairi)

15 Eylül 1901'de Bayburt'ta doğdu. 6 Mart 1948'de Ankara'da öldü.

Babasının memuriyette bulunduğu sırada Bayburt'ta dünyaya gelmiş olmakla birlikte, Kemalettin Kâmi Kamu'nun ailesi Erzurumludur. Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Anadolu'ya geçtiğinden ortaöğrenimini savaştan sonra tamamladı. Anadolu Ajansı temsilcisi olarak Fransa'da görev yaptı (1933); bu sırada Paris'te siyasal bilgiler okudu (1938). Yurda döndükten sonra milletvekilliği ve Türk Dil Kurumu Terim Kolu başkanlığı yaptı.
Heceyle yazdığı şiirleri Büyük Mecmua (1919), Dergâh (1921), Varlık, Kalem, Oluş (1933-39) dergilerinde yayımlandı. Şiirleri ölümünden sonra Kemalettin Kamu, Hayatı, Şahsiyeti ve Şiirleri (Hazırlayan Rıfat Necdet Evrimer, 1949) adlı kitapta toplandı.

 

Çığıltı

Engin ses veriyor yel ıslığına,
Benziyor dalgalar bir kar çığına,
Çarparak bahçemin parmaklığına,
Üç gün, üç gecedir çağlıyor deniz.

Aslan kükreyişi değil kafeste,
Bir insan yüreği saklı bu seste,
Bu benim derdime uyan bir beste:
"Annem öldü" diye ağlıyor deniz!


Gurbet

Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde,
Hepsi bana yabancı,
Hepsi başka biçimde!

Eriyorum gitgide,
Elveda her ümide,
Gurbet benliğimi de
Bitirmiş bir içimde!

Ne arzum, ne emelim,
Yaralanmış bir elim,
Ben gurbette değilim,
Gurbet benim içimde!


İrşat

Sevgilim güvenme güzelliğine,
Senin de saçların tarumar olur;
Aldanma talihin pembe rengine,
Hayatın uzun bir intizar olur.

Sevgilim her insan doğarken ağlar,
Çiçeklerle açar, sularla çağlar,
Rehgüzârı olur bahçeler, bağlar,
Nihayet isimsiz bir mezar olur.

Sevgilim baksana bir yanda gülen,
Bir yanda gözünün yaşını silen,
Kimi benim gibi erir derdinden,
Kimi senin gibi bahtiyar olur!

Sevgilim senin de geçer zamanın,
Ne şöhretin kalır, ne hüsn-ü ânın,
Böyledir kanunu kahpe dünyanın,
Dört mevsim içinde bir bahar olur!


Kimsesizlik

Yıllardır ki kılıcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Mustaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatine inandığım biri var gibi.

Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor gözkapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.

Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde:
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Başucumda biri bana "su yok" desin de!


Umut

Bir umut meltemi dağıtır tasa,
Bir umut gölgesi karşı kor yasa,
Kim açar bağrını umutlanmasa
Yazın yağmuruna, kışın karına.

Ellerin umutla atar zarını,
Umuda borçlusun bütün varını,
Güz döker yoluna yapraklarını,
Gün doğar filizden umutlarına.

Onsuz ne gül biter, ne bülbül öter,
Onun bir ışığı bir ömre yeter,
Ondan bir iki tel değilse eğer
Bugünü bağlıyan nedir yarına?