|
|
|
|
Kıs[s]aca
Ortaöğrenimini 1973'te geldiği İstanbul'da, yükseköğrenimini AÜ/ DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yaptı. Öğrencilik yıllarında Ankara Halk Tiyatrosu'nda başladığı oyunculuk serüveni Erkan Yücel'in trafik kazasında ölmesiyle Asaf Çiğiltepe Sahnesi'nde bir yıl kadar devam etti. Devlet Tiyatrosu'nda Kenan Işık'ın yönettiği "Afife Jale" oyununda yardımcı oyunculuk yaptı (1987). DTCF'den mezun olduğu 1991'den 1998 Mart'ına kadar Ankara'da bir kamu kurumunda edebiyat bilim uzmanı olarak çalıştıktan sonra istifa ederek İstanbul'a döndü. Ortaokul yıllarında şiir yazmaya başladı. İlk şiiri Milliyet Sanat Dergisi'nde yayımlandı ve daha sonra Milliyet Yayınları'nın Genç Şairler Antolojisi'nde (1985) yer aldı. Bundan sonra şiirleri Edebiyat Dostları'nda yayımlandı (1988). Ocak 1991'de Ankara'da tek sayı çıkan Layka adlı dergiyi kurdu. Edebiyat ve Eleştiri (1993) ile Varoş (1994) dergilerinin kurucuları arasında bulundu, bu dergilere sürekli yazdı. Her iki derginin künyesinde ve şiirleri dışındaki ürünlerinde Sonay Yılmaz takma adını kullandı. İlk şiir kitabını 1989'da yayımladı. Kemal Sılay'ın An Antology of Turkish Literature (1996, Indiana University Turkish Studies and Turkish Ministry of Culture Joint Series-XV, Bloomington, Indiana) adlı eserinin biyografi bölümünün yazılmasında görev aldı. Kemal Sılay tarafından İngilizceye çevrilen, ilk kitabından üç şiir ve ikinci kitabından üç bölüm bu antolojide yayımlandı. Köz adlı kitabıyla 2001 Cemal Süreya Şiir Ödülü'nü aldı. Şiir kitapları |
||
| Çalınmış Kuyuları Babil'in (1989); İpteki Kareler (1995); Köz (2000); Kül (2001); Kavis (2003) | ||
|
Veda Zaman zalim öğretmenim Kendime
vedadan korktuğum için mi bunca Yok
senle sandığım bütün didişmem yok Kabulüm.
Yırtıldım işte. Toplayıp paçavralarımı Kabul
et ey yaşam. Yırtılan yalnız ben Kendine
vedandan korktuğum için mi bunca Babam
çoktan zamana asılı soluk bir fotoğraf. Annem
Git.
En fazla hırçın kayalarda parçalanır teknen Git.
Biliyorum her aşk uzadıkça boğucudur Peşinen
kayalara oturacak biliyorsun teknen gitsen
En
yalnız yanım bu. Tutku, gözlerinde kovaladığım gölge Damla
bir yağmurda boğulacak ellerim Gözlerin
iki dipsiz kuyu, en yalnız yanım bu
Ömür
andır dönülmez akışında zamanın. Ve çoğu
Şehrin. Çinkoda kan lekesi. Geç
kalmış bir hıdrellezi kutluyor öğrenciler. Sen alkışlıyorsun. Banyodan
Bir
başka pencerenin ardındasın, camlarında bir devrin son ışıkları Önce
vurdular serçesini yüreğinin, sonra astılar Ne
kadar kaçınılmaz da olsa, karşı olduğunu yazacak İtiraf
ediyorum, muhtacım, uçarı bir nisan yağmuruyla yeni Yüzleşir herkes, koynunda taşıdığı resimle. Gün gelir aynı suda yıkanır ölülerle diriler. |
2001-2009 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ