Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İbrahim Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Hoca
Dehhani

 

 

 

13. yüzyıl

Horasan Türkmenlerindendir. III. Alaeddin Keykubat döneminde (1298-1301) Konya'ya gelen şair, Keykubat'ın emriyle 20 bin ikilikten (beyitten) oluşan Farsça bir Selçuklu Şehnamesi yazdı. Divan edebiyatının bilinen ilk din dışı konular işleyen şairidir. Şiirlerinde Eski Anadolu Türkçesini kullandı. Günümüze 6 gazeli ve 1 kasidesi ulaştı. Dehhani'yi Fuat Köprülü keşfetti (Hayat dergisi, 2 Aralık 1926; 15 Kasım 1928). Sonra Mecdut Mansuroğlu 5 gazelini İstanbul dergisinde (1 Temmuz 1945, Sayı 19), ardından 1 kaside ve dokuz gazelini Dehhani ve Manzumeleri (1947) adlı kitapta yayımladı. Ancak Hikmet İlaydın bu dokuz gazelden birinin Resmi'ye, ikisinin de Kemal Paşazade'ye (1468-1534) ait olduğunu ortaya çıkardı (Ömer Asım Aksoy Armağanı, "Dehhani'nin Şiirleri", TDK, Ankara 1978) .

 

GAZEL

Aceb bu derdümün dermânı yok mu
Yâ bu sabr itmegün oranı yok mu

Yanaram mumlayın başdan ayağa
Nedür bu yanmağun payanı yok mu

Güler düşmen benüm ağladuğuma
Aceb şol kâfirün imânı yok mu

Delüpdür cigerümi gamzen oku
Ara yürekde gör peykânı yok mu

Su gibi kanumı toprağa kardun
Ne sanursın garîbin kanı yok mu

Cemâl-i hüsnüne mağrur olursın
Kemâl-i hüsnünün noksânı yok mu

Begüm Dehhâni'ye ölmezden öndin
Tapuna irmegün imkânı yok mu


GAZEL

Zihî [ne güzel] devlet [mutluluk] ki gözlerüm yüzünden oldı nûrânî [aydınlık]
Visâlün
[kavuşman]
lutf idüp savdı başumdan girü hicranı [ayrılığı]

Severem seni can bigi [gibi] hatâ didüm maâzallah
Ne mikdârı ola canun ki benzedem sana cânı

Yüce boyun kılur bende [kul eder] çemende serv-i âzâdı [uzun serviyi]
Yüzün mihri
[güneşi] eder tâban [aydınlık] felekde [gökte] mâh-ı tâbânı [parlak ay'ı]

Eğer emseyidi senün leb-i la'lünden [kırmızı dudağından] İskender
Niderdi isteyüp bunca cihanda âb-ı hayvânı
[can suyunu, abıhayatı]

Eğerçi cem'e [sohbet toplantısına] şem' [mum] isen beğüm her cem' arasında
Perîşan kılma saçunı esirge ben perîşânı

Bugün çün hüsn [güzellik] devrânı senündür eyü ad ile
Süregör devr-i hüsnüni ki geçer hüsn devrânı

Cemâlün [güzel yüzün] iy büt-i Çînî [Çin putu] cihânı dutdı ser-tâ-ser [baştan başa]
Nite kim Rûm ilin
[Anadolu'yu] şi'riyle bugün dutdı Dehhânî

 

2001-2009 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ