Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İbrahim Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Güngör Tekçe
Güngör
Tekçe

Kıs[s]aca
"Beyindeki bilgisayarın mutlu bir teklemesi, bir diş atlaması, bir zaman kaymasıdır şiir. Genetik birikimin dip sularına attığımız oltadan ne çıkarsa bahtımızadır. Yaşamı birebir karşılar şiir, çünkü yaşamın kendisi kadar rastlantısaldır..."


17 Eylül 1937'de İstanbul'da doğdu.

Galatasaray Lisesi'ni ve İÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. 1965'te TRT İstanbul Radyosu'nda metin yazarı/program yapımcısı olarak göreve başladı. 1973'te TRT İzmir Radyosu'na Tiyatro Yayınları Müdürü unvanıyla atandı. Kasım 1998'de yöneticiliği bırakarak program yapımcılığına ve TRT İstanbul Radyosu'na geri döndü. Bu görevi sürdürüyor. Kültürel ağırlıklı radyo programlarının yanı sıra, yazdığı radyo oyunlarından bazıları TRT-1'de yayınlandı.
İlk şiir ve çevirileri Galatasaray Lisesi'nde öğrenciliği sırasında yayımlandı (1956). Uzun süre dergilerde görünmedi. 1990'lı yıllarda Varlık, İnsancıl, Öküz, Papirüs dergilerinde yeniden şiirleriyle görülmeye başladı. "Kadınistan" adlı şiiriyle, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nce düzenlenen "kadın" konulu yarışmada kazandığı mansiyon da bu yıllara rastlar (1991). 200l Cemal Süreya Şiir Ödülü'nü "Yayımlanmamış Dosya" dalında "Seğiren" adlı dosyasıyla aldı.

Kişisel web sayfası
www.gungortekce.com

Şiir kitapları

Sabah mısın (1994); Büyüklere Kuşlu Mektuplar (1996); Kuşlu Mektuplarım Döndü (1996); Seğiren (2001)

 

Asfalt

Siz herşeye başka bir şey diyorsunuz
Gökyüzü mum yakıyor
Siz şimşek diyorsunuz
Bir dal bir dalı özlüyor
Siz rüzgâr diyorsunuz
Suyun dibinde bir çocuk ellerini çırpıyor
Siz dalga diyorsunuz

Siz herşeye başka bir şey diyorsunuz
Sevmiyorsunuz ölmeyi
Dans ediyor diyorsunuz
Oltanızın ucundaki balığa

Siz herşeye başka bir şey diyorsunuz
Kızgın bir şey döküyorsunuz üstüne
Canı yanıyor toprağın kaskatı kesiliyor
Asfalt oldu diyorsunuz
Bu sözü hiç bilmiyorum
Asfalt
Asfalt
Bir kuş düşmüştü düşümden
Üstü asfalt


Gül

Eski bir sabah geldi
Düğmesini iliklemiş
Terbiyeli
Gülümüzü unutmuşuz
Getirdi

Çaylar söyledik kahveler
Ortak tanıdıklar bulduk
Bir ikindi altmışlarda saat beşte Kızılay'da
Yetmişlerde çok yağmurlu bir gece
Kuşluk vakti seksenlerde sürek avı
Hep karanfil hep karanfil
Gülü nasıl da incittik

İzin istedi kalktı
Sözü varmış bir gelecek sabaha
Bütünlendik
Havada yanık kokusu
Repo faiz gül senet çek
Biz zaten hep güzeldik


İbtidâ

Geçer kandiliyle zaman
Ayağını sürüyerek
Hangi suların altında şimdi
Gecenin seslerini indirdiğimiz liman
Ölüleri çoğaldıkça gemileri azalan

Biz değil miydik ibtidâ
Bir balığın salladığı beşikten
Yaban toprağa kayan
Biz değil miydik yamayan
Eksildikçe gökyüzünü yıldızlarla

Fosilleşmiş yaprağın taştaki hışırtısı
Zaman
Sevgili zaman
Okuduk notalarınızı
Uçtuk gözlerinizden

Bir iyilik gibiydiniz


Karşılama

Sabah mısın
Uzun yolda gördüm seni
Kurtlanmış çikolatanın bodur ağacın ardında
Sıcaktı kırdı bahardı

Doygun ve kalıcıydı gecenin piyadeleri
Bekliyorduk
Bize dönüktü atları
Uzamıştı yüzleri evlerimize kadar
Sessiz ve kalabalıktık

Nasıl geldin
Ayrıntısız uzantısız doğrudan
Uyardın esneyen boşluğumuzu

Yabanıl kuşları gördün ve kavimler göçünü
Toprağın titrediğini
İlk bebeği ve çığlığı
Çivilenmiş yalnızlığı buzul ormanlarında
Ve doğacak olanı doğmamışın karnında

Nasıl sıyrıldın elinden bilgenin ve ozanın
Sonluya dönüştüren sonsuz değişkenliği
Kıstırıveren usuldan
Mavi yeşil ve kırmızı sözcüklerle

Sofrayı kurduk kaldırdık
Sakladık zeytinini
Yirmi mumluk ampullerde garlarda
Ambarında geminin
Biraz şaşkın
Ne de olsa çizgidışı bir dölünden gecenin
Bakmayı bilmez kendine
Acıkmıştır şimdi dedik

Ne çok armağan getirdin bize
Şöyle bırak yarım kalmış şiiri
Yakalanmamış bakışı
Çözülmemiş yazıtı da
Çiviye asabilirsin sisi
En çok korkunun bir de sevinin kıpırdandığı
Karanlık çağlardan beri

Sabah mısın sabah mısın sabah mısın
Sen o musun


Nehir

Kırlıktı
Nehir vardı
Birisiydi
Unuttum

Nehir
İçinden geçerdi
Bana doğru akardı
Toprakta dikilirdim
Hep boyumu aşardı

Bin yıl önce miydi
Ya da dün müydü
Nice ölü
Kütüklere tutunarak
Pazartesi miydi çarşamba mıydı
Döne döne vurmuş dibe
Nice aşklar
Nice sözcük
Yıkanarak
Saat on muydu oniki miydi
Çığlık çığlığaydı su kuşlarıydı
Teğelleyip uçlarından geceyi
Güneşe sermişlerdi
Rimelleri akmış yaz'dı
Soluğunu bir kamıştan üflerdi
Kimdi yürüyüp geçen sulardan
Ben miydim
Birisi miydi
Unuttum

2001-2009 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ