|
Aşkın
Şansı Bir Kez
Kar
ortasında kaldık. Buydu belki görüp göreceğimiz
en büyük
sürpriz. Dağlar geçit vermedi, sıralı
otobüsler, tedirgin sürücüler, mola yeri telaşı
Acıtıyor
şimdi içimizi uzaktan duyulan bir kırık bozlak
Kırşehirli Neşet Ertaş, Muharrem oğlu, kendi halinde abdal
O, sazı kıracak kadar tutkulu
Biz, uzanıp kara tutunacak kadar...
Gelip
geçtik olmayacağız başımızı taşlara vurup vurup
Taşın suyundaki sır kalbimizdeki sır olup kaynaşacak hayata
Kar
ortasındayız. Donmuş mazot korkusu, kendini
geceden
saklayan yıldızlar
Hepsini senin için avuç avuç toplamaya geldim. Ben.
Tek başıma. Yanımda binlerce düş ışıltısı.
Yanımda
kimsenin bilmediği bir puslu fener
Kalbime tuttukça adın görünecek. Yıldızlar cebimden taşıp
ömrüne eklenecek.
Sen hiç farketmeden uzayacak ömrün.
Aşk
mıydı? Kara saplı bir kızak mı?
İkisinde de üşüdük, yönümüz değişti, gökyüzüne vurdu kalbimiz
Şimdi ellerinde fenerlerle ikimizi arıyorlar
Avamın
En Büyük
Asaleti Ölüm
Hepsi
bir eski tüfek nazında güzel
Ertelenmiş destanları omuzlarında çapraz fişek
Ne ki düşleri bir atımlık baruttan ibaret
Sıktıkça geri tepiyor hayat
Üç
kişilik bir asansör değil mi ömür?
Sen iki göbeklinin arasında tost olursun
Ha bire arıza yapıp duran alarm düdükler korkuyu
Saplanmaz ama kalbine: Azraili insanın kendiyse ıslık nafile
Demek
konuşmayacaksın ve şarkılar uçuşmayacak rüzgârda
Aşk kelimesi de zaten yarım bir heceden bozma
Sana biçilen coplar ve elektrik tesisatı ne acemi ki
Cücelerin başına üşüştüğü bir merak çarmıhısın
Adını
silmek için seferber oldu cümle alem
Kitabına uyduralım diye ölümünü ne çıyanlar cavladı
Sonunda Nuh'un gemisine yazdılar talihini
Arkayı dörtlediniz sen ve sıpıtılıp atılmış üç maymun daha
Sus diyene gözleriyle dil döken bir sürgün mangası her biriniz
Tombaladan
çıkmış bir yolculuk oldu hayat
İte kaka sevdiniz, deli dolu aştınız kalbinizi inciten her soruyu
Ne büyükmüş ki cezanız bir tufan salgınında duruldu ancak
Şimdi
gözleriniz kan çanağı
Çanak tutmadığı için bu götlek haritaya
Nuh sana
Tuh sana demediği için kalbiniz kendi öfkesine
Yenildi hazırun: Bir koca korku çadır kurdu çocukların böğrüne
Ama
neyi biçerse biçsinler anılara
Velev ki bir gözyaşı kalmıştı o da unutulsun
Avamın en büyük asaleti ölüm
Madem gemi battı batacak filikalar allaha emanet
Bütün lordları toplayıp kamarada sikmeli
Azraile
Rest
Hayallerimi
hortlatma durup dururken
Kesif bir amonyak kokusu oluyor hayat
Burnuma anıları dayıyorum
Uzaklaşıyor altımdaki çalı çırpılı bahçe
Kalbime
dayadığın söz o söz değil
Handiyse alıştığım kadar kovalarım kaçanı
Sınır ne? Rüzgârını bulamamış bir mermi
Eşittir hayatı kıstıran bir öbür hayat ya da
Tane tane ver ifâdeni ne olur
Tam köşedeyken uçup gitti rüyalar
Tam da dönecekken bir başkasının raylı sultasına
Geciktiysem
geciktim
Yine koşarım yanlışlara bir nefes alıp
Kırıklarım alışır gider kaynar arada
Yeni
bir rol biçilir oynarsın
Pinokyoyum pinokyosun pinokyo
Uzar gider bir filmin finali hayatımız gibi boktan
Yeni yetmeler taşak geçer dilenci kılığında dervişle
Sanırsın asayı götlerine soksan bu kuşak gökkuşağı olacak
Ben
de bir ucundayım bu deli dolu yumağın
Alsın götürsün cellâtlarım nereye götürecekse
Gün gelir bir bölük çocuk çalar kapınızı kartal gözleriyle
Gün olur çok özlersiniz adam gibi ölmeyi
Bilinçaltımda
Cümbüş
Bütün
aşıkların kalbi yoruldu
Şimdi herkes kendi yağmuruna dökülüyor
Kurşun asker emir aldı: Sev-ki-üç-dört!
Sev-ki-üç-dört!
Yaralı ömre cila şarkılar da eskiyor giderek
Bir kıskaç duygusu içimde
Öte dönsem vurulduğumu anlayıp kuduruyorum
Beri dönsem sensizlik çalı-diken...
'Çullan'
diyor içimdeki şeytan
-kendisini pabuçsuz ve yalınayak bıraktığımı unutup-
'Senin gözlerin ufkun ardındaki başka dünyalara miyop
Ulaşmak diye bir şey yok bu kitabede
Uyma sen kavşaktaki yalancı işaret levhalarına
Yönsüzlük ışıtmadı mı aşkın yolunu?'
İçimden beşe kadar saymayı deniyorum
Daha ikiye gelmeden buharlanıyor sabır taşı
Bir uyanabilsem anlaşılmayacak belki yılların bu kadar çabuk geçtiği
Sular götürmeyecek tersine canlanan ayak izlerimi.
Kabul,
mağlubuyum bu başlangıçsız oyunun
düdüğü kim çaldı, nerede durakladık, kim yuvarladı?
Hepsini benim haneme çiziverin gitsin.
Kıskaçtayken
de kaçmayı beceremedim, kabul
Ömrüme birer kelepçe içimde birikenler
Pencereyi kırıp gökyüzüne salamadım onları
Bunu da çizin günah defterime.
'Hayırsız
bir kul' muyum tanrının gözünde,
keşfedilmemiş bir dünya mı?
Sular durulunca her şey anlaşılacak
Kalbime yürüyen asansörün neden kontak yaptığı,
Ütünün niçin prizde unutulduğu,
Kapıyı çarparken anahtarın nasıl içeride kaldığı,
Bugün pazar olduğu halde bu kahrolası otobüste ne aradığım
Haydi,
şimdi hep beraber silkinelim:
Azrailin çaldığı darbukada aşkın ritmi tınlasın durmadan
Nasılsa çoktan yitirdim tasarlayarak ölme cesaretini
Bir korkak yolcunun kalbi kaplumbağa hızında çarpıyor işte.
Gözünü
seveyim miço, tek kişilik yer boş kalsın,
Kaptana söyleme sakın gemiyi hangi limanda batıracağını.
Mavisiz
Denizde Bir Gri Çiroz
Ağlardan
kalbini kurtaran ince bir balıktı belki o
Kılçığı en çok kendine batacak
Uçsuz denizler eskitemedi yine de
Düşlerini maviye vurdukça kudurdu bahtı
Esir
düştüğü bütün aşklarda aynı ses
Yanlışa olta atmanın hüznünü söyledi
Bir gazel atımı o mezelik yazgısı
Masalar devirdi kavgalarda da sıyrıldı bari
Yüzgeçleri
ne parmaklar kanattı erken sabahlarda
Ay, kendi artığı saydı sonraya kalan o hüzünlü şarkıyı
Ne yapsa bitmedi derindeki kabarcık
Suçu yüzüne okundu sıcak denizlerin eşiğinde yakalandığı an
Dalgalar yeminli tanıklık yaptı tövbesiz cesaretine
Aşkoldu ona yüzkızartıcı mavi kaçamak
Ah
denize hançer gibi saplanan kılçıklı çiroz
Özlemenin sırası mıydı nöbete durmuş yakamozları?
Alemin bütün tekneleri sana düşman yazıldı o şafak
Kimse
aslında kimvurduya gittiğini anlamadı kimsesizliğin
Şimdi kaybolduğun yerde martılar bir ağızdan siren sesi taklit ediyor
|