Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İbrahim Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Bayram Balcı
Bayram
Balcı

Kıs[s]aca
"Yalnızca söyleyecek şeylerim olduğu için değil, yazmaktan başka çarem olmadığı ve aynı zamanda söylemek istediklerimi yeni bir dille ifade etmek için şiir yazıyorum. Çünkü bana göre şiir, sözcüklerle ifade edilemeyecek olanı, yani hayatın tüm o baskın öğelerinde gizlenen şeyleri ortaya çıkarmak ve bunu da sözcüklerin tüm kullanımlarından yararlanarak yeni bir dille ifade etmektir. Bu sahiciliktir ve sahicilik de insanın ruhudur."


15 Şubat 1963'te Ankara'da doğdu.

Çocukluğu ve ilkgençlik yılları Ankara, Altındağ'da geçti. Lise birinci sınıfa kadar Ankara'da okudu. Altındağ Yıldırım Beyazıt Lisesi'ndeki siyasal olaylar nedeniyle bu okuldan kaydı silinince Mersin'de Teyfik Sırrı Gür Lisesi'nde devam etti. Çukurova Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde okurken, siyasal nedenlerle tutuklanıp cezaevine konuldu. Beş yıl sonra serbest kalınca, bir süre Suriye ve Yunanistan'da gezdi. Mersin'de 1991'de gazeteciliğe başladı ve başta Urfa olmak üzere, Diyarbakır, Van, Mardin, Adana ve İstanbul'da 10 yıl gazetecilik yaptı. İstanbul'da bir grup arkadaşıyla Virtüel Yayınları'nı kurdu (Nisan 2000).
Şiir yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiiri 1985'te Cumhuriyet Dergi'de çıktı. Şiirleri ve düzyazıları daha sonra Temmuz, Karşı Edebiyat, Varlık, Edebiyat ve Eleştiri, Ütopiya, Defter, Kavram Karmaşa, Öteki-siz ve Mecmua gibi dergilerde yayımlandı. Mersin'de Akdeniz Lirikleri adlı fanzini (1985), Ankara'da Yeni Şiir (1987), İstanbul'da Ağır Ol Bay Düzyazı (2000) adlı şiir dergilerini arkadaşlarıyla birlikte yayımladı.

Şiir kitapları

Canıma Değmez Hayat (1999); Yerdibi (2002)

 

Atsız Karıncada Ölümü Aşkın

kedi kuşu avlayacak diyorum kadına
söyle kuşa çıldırtmasın kediyi
ne kadar çok telek var yüzünde. ve kelebek
dolaşıyor adımlarında. bir yün yumağı oluyor gün

söyleyecek film kalmadı kedi. ben artık ölüyorum
arkamdan kapanan kapıların adreslerini sana bırakıyorum
kimse gitmek istemiyorsa kendinden başka bir yere
kadının ve kuşun elinden tutup ölüyorum

kadın hafifmeşrep hayallerinin atsızkarıncasında
kuş opera meydanında vuruyor kendini tarifsiz bir aşkla
akşamgazetesi satan adam ağlıyor
gözlerinden bulvar akıyor

yaşanamayan aşk geçmişin çürük ağacıdır


Beni Unuttuğunda

yeryüzü kadar genişti avucum
ırmaklar çoğalıyor şimdi
gözbebeklerimde

sürtüyorum kör bir jilete
kaçkınlıklarımı
gittiğim her yerde
unutuyorum kendimi

mevsimler geçmiyor
hayır...
değişmiyor yıllar

beni unuttuğundan beri
hatırlamıyorum kendimi

akşam
sabaha vurdum kapımı
açmadı

ay çattım
yıldız yaktım
traş oldum
yüzümü kanattım
beyaz perdeler satın aldım
açmadı

ağlayan
bir taş gibiydim
toprak olayım diye
kırdım kendimi
toz oldum

bir dosta vurdum alnımı
parçalandım

küçücüktüm beni unuttuğunda
şimdi kendim bile sığamıyorum avucuma


Canıma Değmez Hayat

ağır düşlerle geçtim dünyevi ağrılardan
kazıdım yüzümdeki kibirli lekeleri
tanrılara ait hiçbir şey yok dünyada
hayat sonsuz. aşk ölümsüz değil asla

bir dalı olmalı yaprağın. gül kadını atkı kalbime
yatağını bulamayan nehir kadar sancılıyım
geçerken çemberinden bir aşkın
hayatın saçlarını doladım avuçlarıma

içinde ihanet sözcüğü geçen kitapları yaktım
veba günlerinde yeşeren bir çiçektir aşk
ayrıntılar gizler kokusunu ve kiraz bahçelerde
her zaman çalınacak bir şeydir çocuklar için

aşkın sağlaması mutluluk etmez
kuşların yalnızlığı vurur mağrur kalpleri
her sabah yağmur yağar üzerime
iliklerim ıslanır da canıma değmez hayat

tanrılara ait hiçbir şey yok dünyada
çözülür elagözlü zamanın kanpıhtısı
ve bir aşk daha düşer yakasından devletin
yalanlar kendini rüya


İçimde Irmak Peşimde Rüzgâr

ışığı kapat yansın mumu dünyanın
peşimde rüzgâr önümde uçurum var

gözümden düşen elması arıyorum
geceyi gündüzün yüzüne savurup
bir daha asla diyorum
asla...
yalnız bırakmayacağım kendimi sokakta

erisin dibine mum
giyelim hayatı
peşimde rüzgâr. gözümden düşen
uçurumu arıyorum

yağmurda ıslanan demirin
uğultusudur beni boğan
çıkarıp attım tenime sinmiş
ayrılıkların kokusunu
veda armağanı olsun ömrümün
hoyrat yüzlü bahara

bahçenden çaldığım ıslığı hayata iade ediyorum

mumun külünü görebilseydim
severdim beni
peşimde rüzgâr
bir bardak suyun kıyısındayım
beni dağıtacak dalgalar yok
ufka karışmış bulutum
paslı teller terliyor
buz tutan avucumda. suskunum
bir daha asla diyorum
asla...
çocukluğumu sokaktan eve çağırmayacağım

hiçbir zaman yaşadığına pişman olmadı isa
peşimde rüzgâr önümde susamış yapraklar

üç kez baştan sona yürüdüm caddeyi
bildiğim bütün şiirleri okudum
aşk bir yaradır bende iyileşmeyen
sahi ölünce uzuyor mu boyu insanın

ey tanrı allahsan eğer geri getir geçen zamanı
peşimde azrail önümde yaşanacak yıllar var
gözümden kayan yıldızı arıyorum
vs. ömürler satıyordu eskici bir kadın
kendime iki çaputluk gün satın aldım


Şeyda

                   mirvari'ye

söylediğim her söz beni vuruyor
yoruldum kendime hedef olmaktan
nicedir bir şeyler var beni böyle yoran
masum bir suç gibi yüzümü kızartan
ah... keşke unutabilseydim seni

zaman kışkırtıyor vebalini ömrün
harflerin mürekkebini emiyor ayrılık
nicedir bir şeyler var sözün bittiği yerde
ölümün hayatta açtığı boşluğu dolduruyor
ah... keşke vazgeçebilseydim senden

aşkla hesaplaşma mevsimindeyim
kederi su götürmez bu hayatta
nicedir bir şeyler var kanatlarımı yakan
yaşanan her şeyin bir karşılığı olmalı
yoksa çok kolay çıldırabilir insan

nicedir dünyaya geldiğim noktada
vakur çığlığımla karşılaşıyorum
ah... bir kaldırabilseydim üzerimdeki perdeyi
yeni bir sayfa açılırdı makûs tarihimde
nicedir bir şeyler var beni bekrî kılan

hiçbir mezar taşı anlatamaz şeyda bu ömrü
yoruldum kendimi telef etmekten
bir serçenin uykusu kadar söylediğim her şarkı
nicedir bir şeyler var rüzgâra yazılan
ah... keşke unutabilsem beni

2001-2009 © www.siirfeneri.net / Editör: İbrahim Baştuğ