Abdülkadir Budak

Adnan Özer

Adnan Satıcı

Ahmet Ada

Ahmet Hâşim

Ahmet Necdet

Altay Öktem

Arif Damar

Arife Kalender

Aslan Özdemir

Âşık Paşa

Ataol Behramoğlu

Aytekin Karaçoban

Bâki Ayhan T.

Bayram Balcı

Bozan Yaman

Cahit Sıtkı Tarancı

Cemal Süreya

Cihan Oğuz

Fahri Öz

Gülten Akın

Güngör Tekçe

Hakan Şenocak

Halil Gökhan

Halil İ. Özcan

Hasan Öztoprak

Hilmi Yavuz

Hoca Dehhani

İbrahim Baştuğ

İlhan Berk

Kadı Burhaneddin

Kadir Aydemir

Kemal Bayrakçı

Kemalettin Kamu

Kıvılcım Vafi

Koray Feyiz

Mecit Ünal

Metin Celâl

Metin Cengiz

Metin Fındıkçı

Murat Koçak

Mustafa Atiker

Müslim Çelik

Nafer Ermiş

Nâzım Hikmet

Nesimi

Neşe Yaşın

Nevzat Çelik

Nihat Behram

Nilüfer Altunkaya

Onur Caymaz

Özkan Mert

Sabahattin Umutlu

Sabahattin Yalkın

Salih Bolat

Sennur Sezer

Serkan Engin

Sultan Veled

Şeyyad Hamza

Şükrü Erbaş

Yahya Kemal

Tevfik Fikret

Tevfik Taş

Turgay Fişekçi

Turgay Kantürk

Ziya Osman Saba

Arife Kalender
Arife
Kalender

Kıs[s]aca
“Yazmak, gerçeklerle baş etmek yerine, sözcüklerin arkasına saklanarak; korkaklığa yaldızlı giysiler biçmektir. Yazar, cesaretsiz, pısırık, marazlı bir kimlik olabilir, ama kalemi ile yaşamın özünü ve yönünü değiştirme gücüne sahiptir...”


7 Ağustos 1954'te Malatya'nın Arguvan kazasına bağlı Ermişli'de doğdu.


İstanbul Fenerbahçe Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nun Almanca bölümünü bitirdi (1977). Almanca öğretmenliğinden emekli oldu (1997). İlk şiirleri Malatya'daki yerel dergi ve gazetelerde; 1970'li yıllarda İstanbul'da Yansıma dergisinde yayımlandı. Şiirlerinin yanı sıra çeşitli Alman şairlerinden şiirler çevirdi. Yerli ve yabancı şairleri incelediği yazılarını Şiir Irmakları (2006) adlıyla kitaplaştırdı. Bendeki Malatya (2010) adlı bir araştırma kitabı var.
Arife Kalender'in üçüncü kitabı Türk Tabipler Birliği'nin düzenlediği 1995 Behçet Aysan Ödülü'nde övgüye değer bulundu; yedinci kitabı 2005 Orhon Murat Arıburnu Ödülü'nü aldı.
Arife Kalender, 2007-2009 yılları arasında Türkiye Yazarlar Sendikası'nda genel sekreterlik ve yönetim kurulu üyeliği yaptı.

Şiir kitapları

Maviler de Eskidi (1992); Göçebe Sevinçler (1994); Suskun Resimler Durağı (1995); Gül Küstü (1997); Kırmızı Firari (1999); Kadın Burcu (2001); Deli Bal (2004); Yedi İklim Dört Mevsim-Türkiye Destanı (2007); Dil Altı (2009); Kuşlar Geçiyor (çocuk şiirleri, 2010).

 

Adı Serçe

Eski bir saatin tozlarını siliyor
Yelkovan ikindilerde durmuş
Nisanlara çevirdi yılları
Aklara tutkusu
Akasya köklerinde kurumuş

Ten dayamış dikene, kırışmış biraz
Avcunda ekmeği yok, çivitle sabun
Arada sıkıntılar geliyor
Bir balıkçı kulübesi gibi uzun kumsalda
Ağrılar, korkularla uyurmuş

Salıya erken mi gelmiş
Geç mi dönmüş salıdan
Kan rengini çocuk düşüklerinden biliyor
Çoktan ölmüştür Ağustos
Tek serçeler kalmış dallarında ağaçların
Oğlunun adını umut koymuş

Susuyor
İki kadın tencerenin başında
Birinin resmi var kanadı yok
Diğeri yemek dağıtıyor

Bir şey pır diye havalansa saçaklardan
Çocuklarından biri vuruldu sanıyor


Çekmeceler

Gardırop çekmecesinde
Yüzleştiğimiz günler
Ten kokuları, ruj eskileri, sürme
Çocukluğumuzun emekleyen resmi
Sevinci solmuş gülüş
Aralanır zaman kapıları düşündükçe

Bir bakışla bıçak izlerini tanırım
Cambazlığımız iplerinden düşer
Ordan oraya zıplar durur palyaço
Çoğalan nedir yüzümüzde, uçup giden
Pazartesilere doludizgin koşup düştüğümüz
Yenildiğimiz haftalar/yaz ve güz

Ellerimin ırağında sözcükler söylenmemiş
Issız gözlerimizdir bir ovaya çözülen
Acılar görür el oğlu el
Yine de mertlik zamanıdır
Kır atıyla bir köroğlu düşlenir


İnsana Giden Yollar

Her insan bir şehirse sevgili
ben senin her semtinde
uzun süre oturdum

yolların yordu beni
saraylarında uyudum
yıkandım hayrat ve sebil çeşmelerinde
denizini seyredip en yüksek tepelerden
okşayarak dalgasını lodoslarının
kumsallarımda susturdum

yüzümün üstünde bulutun duruyordu
yıldırım saklıyordu içinde
birikmişti damla damla yağmurun
sevdim yazlarının fesleğen kokusunu
Harem'inden ıraklaştıkça vapur
aşkta eksilmeye başlıyordu yolculuk

sen şimdi beylerin beyi Üsküdar mısın
iskelende öptüm seni, gemi yanaşıyordu
su çırpınır dalgalanırdı yosunlar
bana açılan kapalı çarşılarından
tutsak kızın kulesine usulca kayıyordu
üzüm şerbetinde uyuyan yılan

bir kapın bin oluyor, sonra kapanıyordu
bezirganbaşıydım İpekyolu'ndan geçtim
çok kibrit harcadım ateşle oynayarak
kırıldı kilit kilitte, ıslandı çakmak
gece sabaha inerken balığa çıkardım
dudaklarımda öpüşlerinin tuzlu suyu

her insan bir şehirse
ezberledim seni sevgili
sonra unuttum


Ş Hükümdar

Sesler arasında dolaşırken
nice ünlülerle selamlaştım
ünsüzlerin çoğu şapkasını çıkarmış
gündüz uyumlusu, gece huysuzu
her harfin fotoğrafını çekerken
birden kara kuşak Ş
şehrin sultanı şah
tüm kaleler onun elinde

Ş'nin şirretinden korktum
yaşamdan, aşktan, şiirden
silmek istedim bu harfi
yamak kaldı, ak ve iir
neşesini yitirdi hayat
ak temizliktir ama aşksız
ya şiirden baş harfini atarsak
şakıması kesildi şarkıların
şaraptan silince geldi arap

karşımdaydı hangi güzele uğrasam
hişt, telaşlanma, kavimler boyunca
sesler arasında sessiz dolaşan Ş
tebdil gezen hükümdar


Şimendifer Saatleri

Yanımdaydı masalım, içimin şarkıları
Simit aldım, çay söyledim kendime
Falıma kendim baktım çağırmadım falcıyı
Bir balığın kulağına gizlice
Sözcükler fısıldadım, köpüklendi su
Çoğaldı yeryüzü kendimi azımsadım

Çeyreklere sığıyor ömürler
Sığıyor saniyeye korkuların kokuları
Işık hızından hızlı geçiyor yaşadığımız
Kullanmayı unuttuğumuz giysiler
Gramofonlar çalıyor çalıyor bir yerlerde
Yadsıdığımız sevinçli yaslarımız

Bardağımda yarımdı çay
Sigaram tütüyordu, yarımdı saatin biri
Az ilerde bir kadın çay bahçesinde
Maviyi kırmızıya katıp mor örüyor
Tren kalkmak üzereydi bir gardan
O kendisine oturuyor, kendimde ben
Kaç dünyada sabah oldu
Kaç gece geçti gözlerimizden